Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/7969 E. 2015/3542 K. 09.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7969
KARAR NO : 2015/3542
KARAR TARİHİ : 09.04.2015

MAHKEMESİ : İstanbul(Kapatılan) 18. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/05/2014
NUMARASI : 2013/417-2014/307

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira sözleşmesi ile birlikte kiracıya teslim edilen demirbaş eşya bedeli ile hor kullanma bedelinin davalı kiracıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının müvekkiline ait taşınmazda kiracı iken işyeri ihtiyacına dayalı olarak açtığı tahliye davasında verilen ve kesinleşen hükümle tahliyesine karar verildiğini, tahliye hükmünün İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2012/22780 esas sayılı dosyasında infaz edildiğini, 25/03/2013 tarihinde kiralanan işyerinin icra dosyasından yapılan işlem ile teslim alındığını, kira sözleşmesinin kurulması sırasında kiralananla birlikte teslim edilen eşyaların listesinin tek tek sayılarak belirlendiğini, tahliye esnasında eşyaların hiç veya kısmen bulunmaması ve taşınmazda hor kullanmadan kaynaklanan zararların bulunması nedeni ile delil tespiti yapıldığını, bilirkişi raporunda hasar bedeli ile teslim edilmeyen eşyalardan kaynaklanan alacak miktarının 14.250 TL olarak tespit edildiğini belirterek 14.250 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise delil tespiti sırasında hazırlanan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, kiralananı ne halde teslim aldı ise o halde bırakmakla yükümlü olduğunu, kira sözleşmesine göre kiralananın boyalı olarak teslim edilmediğini, tespit raporunda belirtilen asma tavan ve spot armatürlerin müvekkili tarafından yaptırıldığını, tespit raporunda sözleşme ile teslim edilen 3 adet cam bölmenin bedelinin hesaplandığını ancak tahliye tutanağında mecurda bir adet camlı bölme bulunduğunun belirtildiğini, on yılı aşkın süredir kullanılan demirbaş eşyalar için bu bedelin istenemeyeceğini, kiralananın hor kullanılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece delil tespiti sırasında hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne ve 14.250 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 316.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı Kanunun 334. maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp, münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur.
Taraflar arasında 01.11.2003 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralananın ne şekilde teslim edildiğine ilişkin bir düzenleme olmayıp, kira sözleşmesi özel şartlarında kiracıya teslim edilen demirbaşlar liste halinde belirtilerek tahliye halinde aynen mal sahibine teslim edileceği kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında görülen tahliye davası sonucunda kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2012/22780 esas sayılı dosyasında icra takibi yapılarak kiralanan taşınmaz icra müdürlüğünce düzenlenen 25/03/2013 tarihli tutanakla tahliye edilmiş, tahliye tutanağında tahliye sırasında hangi eşyaların kiralananda bulunduğu gösterilmiştir.
Mahkemece, davacı kiralayan tarafından sunulan dilekçe üzerine İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/46 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında 29/03/2013 tarihinde, davalının yokluğunda yapılan delil tespiti üzerine hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, davalı bu bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. İtiraza uğrayan delil tespiti bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir. Öte yandan tahliye tutanağında kiralananda tahliye sırasında hangi eşyaların bulunduğu ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, örneğin kira sözleşmesinde teslim edilen demirbaş eşyalar arasında e bendinde “3 adet bölme büro kapılar ve raflar” ın gösterildiği, tahliye tutanağında da tahliye esnasında kiralananda bulunan eşyalar arasında “ofis cam bölme” bulunduğunun yazılı olduğu görülmektedir. Delil tespiti dosyasına sunulan bilirkişi raporunda ise sözleşmede belirtilen demirbaş eşyalar arasındaki 3 adet bölme büro kapılar ve raflar bendi için tahminen 7500 TL lik rakam belirlenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda demirbaş eşya bedelleri belirlenirken bunların kullanılmış eşya olduğu dikkate alınarak yıpranma payının düşülmesi gerekmesine rağmen yıpranma payı düşülüp düşülmediği de anlaşılamamaktadır. Davalının kiralananı kullandığı süre gözetildiğinde olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranma ve eskimelerin olacağı kuşkusuzdur. Bu sebeple mahkemece davalı tarafın yokluğunda yapılan delil tespiti ile alınan ve itiraza uğrayan, yetersiz delil tespiti bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde mahkemece mahallinde keşif yapılmak suretiyle tahliye tutanağı ve delil tespiti raporu da karşılaştırılarak kira sözleşmesi ile teslim edilen demirbaş listesinde bulunup da davalı tarafından teslim edilmeyen demirbaş eşyaların belirlenmesi, sözleşmede kiralananın yeni boyanmış olarak teslim edildiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı da gözetilmesi ve tespit edilen hasar ve eksiklikler ile ilgili olarak hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı yapıldıktan sonra kullanım süresi ile orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan düşülerek hüküm kurmaya yeterli, denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.