Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/8028 E. 2014/12235 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8028
KARAR NO : 2014/12235
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ : Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/03/2014
NUMARASI : 2010/197-2014/125

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı ve davalı taraftan gelen olmadı. İncelemeye evrak üzerinden devam edilmiş olup, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava eksik ödenen kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili davalının 01.09.1998 tarihli sözleşme uyarınca kiracı olduğunu, kira bedelinin ilk yıl için 600 DM (Alman Markı), ikinci yıl için 700 DM (Alman Markı) olarak kararlaştırıldığını, para birimi olarak Alman Markının tedavülden kalkması üzerine davalının 15.08.2001 tarihinden itibaren 399 USD ödemeye başladığını, eksik ödenen kira bedilinin tahsili için davalı hakkında Cihanbeyli Sulh hukuk Mahkemesinin 2004/263 esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, mahkemece kira parasının eksik ödendiği belirlenerek 05.05.2004 tarihine kadar olan dönem için eksik ödenen kira bedelinin tahsiline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, o davada 700 DM’nin 357 Euro’ya karşılık geldiği kabul edilerek hesaplama yapıldığını, bu kabul çerçevesinde 05.05.2004 tarihinden iş bu davanın açıldığı 09.04.2010 tarihine kadar olan 5 yıl 11 aylık süreye ilişkin eksik ödenen tutar 15.762 USD karşılığı 23.855 TL olmakla birlikte şimdilik 20.000 TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davacı bilirkişi raporunu müteakip davasını ıslah ederek 24.179 TL alacağın davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı ise davaya süresinde cevap verilmemekle birlikte, ıslah dilekçesine karşı verdiği beyan dilekçesinde davanın 5 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını belirterek ıslah yolu ile zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Mahkemece davalının zamanaşımı itirazı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu 19.727,46 TL’nin davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık zamanaşımı definin ıslah yoluyla ileri sürülüp sürülemeyeceği ve bunun koşullarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; davacı 05.05.2004 tarihinden bu yana kira paralarının eksik ödendiğini belirterek geriye dönük 5 yıl 11 aylık süreçteki kira alacaklarından 20.000 TL’lik kısmının fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydı ile tahsilini istemiştir. Davalı ise usulüne uygun davetiyeye rağmen davaya her hangi bir cevap vermemiş ancak davacının davasını ıslah ederek alacak tutarını arttırmasından sonra davanın süresinde açılmadığını belirterek ıslah yoluyla zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Zamanaşımı maddi hukuktan kaynaklanan bir def’i ve savunma aracı olup, davanın başında, süresinde verilecek cevap dilekçesinde (veya sözlü yargılama usulünde ilk oturumda esasa girişilmeden önce) ileri sürülmelidir. Aksi takdirde savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı nedeniyle karşı tarafın izni(açık veya zımni) olmaksızın ileri sürülmesi söz konusu olmaz. Islah, “tarafların yaptıkları usul işlemlerini kısmen veya tamamen değiştirmesi”ne ilişkin bir usul kurumu olduğundan, süresinde davaya cevap vermekle beraber, zamanaşımı savunmasında bulunmayan davalının bu savunmasını ıslah yoluyla sürebileceği uygulamada tartışılmış ve nihayetinde HGK’nun 12.06.2013 gün ve 2012/10-1633 E., 2013/825 K. sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Ancak somut olay çerçevesinde ıslahın şekil ve koşullarına yönelik olarak bir değerlendirme yapılmasında zorunluluk vardır. Yukarıda ifade edildiği üzere ıslahın konusu, tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olup HMK’nun 176/1.maddesinde tarafların, yapmış oldukları usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği belirtilmiştir. Yani, ancak tarafların yapmış oldukları usul işlemleri ıslah yoluyla düzeltilebilir. Islahın konusunu teşkil eden usul işlemleri yargılamanın ilerlemesini sağlayan, şartları ve etkileri usul hukuku tarafından düzenlenmiş olan işlemlerdir. O halde davaya süresinde cevap vermeyen davalının ortada düzeltilmesi mümkün usulü işlem (cevap dilekçesi) bulunmadığından ıslah yoluyla zamanaşımı def’inde bulunulabilmesi de mümkün değildir. Somut olay açısından şu hususunda gözden kaçırılmaması gerekir; müddeabihin ıslah yolu ile artırması üzerine davalı zamanaşımı def’inde bulunmuş olup zamanaşımı savunmasının ıslah edilen bölüm yönünden ele alınarak karar verilmesi gerekir. Mahkemece belirtilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp hüküm açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.