Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/8126 E. 2015/3934 K. 20.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8126
KARAR NO : 2015/3934
KARAR TARİHİ : 20.04.2015

MAHKEMESİ : Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/12/2013
NUMARASI : 2009/723-2013/681

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde Duruşmalı olarak temyiz edilmiş, Ancak pul yokluğu nedeniyle duruşma talebinin reddine karar verildikten sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağı ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazda müvekkillerinin 15/100+15/100 olmak üzere 30/100 hisse maliki olduklarını, davalı şirketin de 25/100 hissesine sahip olduğunu, davalının hem kiracı hem hissedar olduğu taşınmazda davalının kullandığı yere ilişkin kira bedelini ödemediği için davalıya ihtarname çekildiğini belirterek toplam 23.901,84 USD kira alacağının muaccel olduğu aylardan itibaren devlet bankalarının dolar cinsinde açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tahsil tarihindeki kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının ,360 m² kaplama atölyesi için stopaj hariç 5.253,12 USD , 33-m² demirhane atölyesi için aylık stopaj hariç toplam 481,53 USD ve 33-m² kaplama atölyesi için aylık stopaj hariç toplam 481,53 USD ecrimisil bedeli olmak üzere toplam 29.636,49 USD alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili,müvekkil şirketin taşınmaz üzerindeki %25 dava konusu taşınmazda konu edilen yerleri kapsadığını, davacıların şirketi hisselerinin satışına ilişkin sözleşme ile müvekkil şirketin dava konusu taşınmazdaki % 25 lik mülkiyet payının kullanımına ilişkin ön görülen düzenlemenin kabul edildiğini bu durum itibarıyla hisse devrinden önce tüm maliklerin şirkete hissedar olmaları nedeniyle dikkate alınmayan mülkiyet payların hassasiyet kazandığını yapılan ölçümler neticesinde ortaklar ile kira sözleşmesine konu edilen yerin de müvekkil şirket mülkiyetinde bulunduğunu bu durumun davacılar tarafından kabul edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,dava konusu taşınmazla ilgili olarak satıcı Zeynep, Aslı ile alıcı Raşit, Münir ve Ayşegül arasında imzalan 20.01.2009 tarihli hisse satış sözleşmesi 6.maddesinde yer alan taahhüt ile belirlenen tüm taşınmazın % 25′ ine tekabül eden kullanım alanını davalı şirketin aşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı şirketin 01.01.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile dava konusu taşınmazın zemin katında kiracı olarak bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin düzenleme tarihinde davacılar hem kiracı şirkette hisse sahibi hem kiraya veren sıfatına haizdirler.Davacılar 20.01.2009 tarihli “Hisse Satış Sözleşmesi” başlıklı belge ile kiracı şirketteki hisselerini dava dışı hisse sahipleri ve aynı zamanda kiraya veren olan R… A…,M…A… ve A… Ç…’e devretmişlerdir.Anılan sözleşmenin 6. maddesine K… Elektrik Sanayi Ticaret A.Ş.’nin İkitelli Organize Sanayi Bölgesindeki faaliyet gösterdiği gayrimenkulünde Kat Mülkiyeti Yasası ve İlgili yasalar doğrultusunda şu anki kullanım alanları ve paylaşım esasına uygun (K… Elektronik Sanayi Ticaret A.Ş.’nin kullandığı yer kendisine ait olarak kalmak kaydıyla yani Atatürk Bulvarındaki cepheden itibaren binanın %25’i K…Elektronik Sanayi Ticaret A.Ş.’ne ait olmak kaydıyla) olarak kat mülkiyetine geçmesi ve müstakil tapularının çıkartılması için gerekli müracaatları müştereken yapacaklarını geri dönüşü gayri kabil olmak suretiyle kabul, beyan ve taahhüt edecekleri kararlaştırılmıştır. Mahkemece hisse satış sözleşmesi gözetilerek hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 01.12.2011 ve 09.03.2012 tarihli bilirkişi raporlarında davalı şirketin taşınmazın %42’lik kısmını kullandığı tespit edilmişken 03.07.2013 tarihli farklı bilirkişilerden alınan raporda davalı şirketin taşınmazın %20,8’lik kısmını kullandığı tespit edilmiş mahkemece anılan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden 03.07.2013 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.