YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1038
KARAR NO : 2015/5082
KARAR TARİHİ : 26.05.2015
MAHKEMESİ : İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/05/2014
NUMARASI : 2014/90-2014/336
İcra Mahkemesince verilmiş bulunan bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar Dairemizin 16.10.2014 gün ve 2014/10656-2014/11161 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmesi üzerine bu defa davalılar tarafından yasal süresinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Mahkemenin kararında ve Yargıtay ilamında yazılı sebeplere göre, davalı kiracı Y.. A..’ın karar düzeltme istemi yerinde değildir. 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 440.maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davalılardan kefil M.. K..’nin karar düzeltme istemine gelince; Davacı alacaklı, 01.02.2013 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli aylık 2.500 TL bedelli kira sözleşmesine dayanarak davalı kiracı ve sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalayan davalı M.. K.. hakkında 05.08.2013 tarihinde başlattığı icra takibinde ödenmeyen 2013 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları kira bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Kira sözleşmesinde kiraya veren davacı, kiracı ise davalı Y.. A..’dır. Davalı M.. K.. ise sözleşmeyi kefil ibaresi altında imzalamış olup, sözleşmenin özel şartlar 11. maddesinde ” müşterek ve müteselsil kefil” olduğu belirtilmiştir. Ne var ki 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinde ” Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz ” düzenlemesi bulunmakta olup, kefaletin geçerli olması için, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla ve bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu öngörülmüştür. Davaya dayanak yapılan kira sözleşmesinde ise, kanundaki düzenlemeye uygun bir kefaletin olmadığı anlaşılmaktadır. O halde kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek davalılardan kefil M.. K.. hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı bu defa ki incelemede anlaşıldığından kararın davalı M.. K.. yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı kiracının karar düzeltme isteminin,, 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 440.maddesinde yazılı hallerden hiç birine de uymadığından İİK.nın 366.ve HUMK.nın 442.maddeleri uyarınca REDDİNE, takdiren 248.00.-TL para cezasının ve aşağıda yazılı karar düzeltme giderinin temyiz eden davalı Y.. A..’dan alınmasına, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı M.. K..’nin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.10.2014 gün ve 2014/10656-11161 sayılı onama ilamının davalı kefil M.. K..’ye ilişkin kısmının kaldırılarak mahkemenin 26.05.2014 gün 2014/90/E-2014/336 K. sayılı kararının bu davalıya ilişkin kısmının olarak BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalı M.. K..’ye iadesine, 26/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.