Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/10515 E. 2016/6166 K. 26.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10515
KARAR NO : 2016/6166
KARAR TARİHİ : 26.10.2016

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin mevkii 1328-1329-1330 parsel sayılı taşınmazları taşınmaz maliki olan davalı …’tan 01.11.2012 ile 01.11.2017 tarihleri arasında beş yıllığına kiraladıklarını, kiralanan taşınmazlar üzerine yapılar yaptığını, hızlı tren yol yapımı çalışmaları nedeniyle kiraladığı taşınmazlarda yol açıldığını ve yaptığı yapılara zarar verildiğini, yapıların ve taşınmazların kullanılamaz hale geldiğini, iş sayılı dosyasından taşınmaz üzerindeki yapılarla ilgili tespit yaptırıldığını, kamulaştırma bedelinin taşınmaz maliki adına bloke edilmesi veya ödenmesi durumunda müvekkilinin zarara uğrayacağını veya tapu malikinden belirtilen bedeli alamayacağını belirterek şimdilik zarar bedeli olan 23.025,75 TL’nin tespit tarihi olan 08/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında ise; kamulaştırma nedeni ile müvekkili tarafından taşınmaz üzerine yapılan yapı ve iyileştirmeler nedeni ile ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme olduğunu bu bedelin kendilerine ödenmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı vekili ise; sözleşmeye göre kendisinden masraf istenemeyeceğini, kendisinden izin alınmadan yapı yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının kiralanan taşınmaz üzerine dava konusu bina ve eklentileri yaparken kiralayandan izin almadığı gerekçesiyle kamulaştırma bedelini sözleşme kapsamında isteyemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.11.2012 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile 1328-1329-1330 parsel nolu araziler davacıya kiraya verilmiştir. Sözleşmenin 9. maddesinde; taşınmaza izinsiz olarak hiçbir şekilde eklenti, tesis vb yapılamayacağı, taşınmazın bütünlüğünün bozulamayacağı, gerekli izinlerin alınması kaydıyla portatif nitelikli imalatların yapımına kiralayan tarafından izin verilebileceği, 11.2.maddesinde ise; sözleşmenin bitiminde taşınmazın teslim alındığı şekliyle teslim edileceği ve kiralayanın izniyle kiracının yapmış olduğu düzenleme, portatif nitelikte imalat ve eklentilerin kiralayanın talep etmesi halinde hiçbir ücret ve hak talep edilmeden aynen bırakılacağı ./..

kararlaştırılmıştır. Dava sözleşme süresi tamamlanmadan 10.02.2014 tarihinde açılmış oduğundan bu tarih itibariyle davacının taşınmazı fiilen kullanmaya devam edip etmediği anlaşılamamaktadır. Mahkemece ilgili kamulaştırma dosyaları incelenmiş ve tarafından davalı … aleyhine dava konusu kiralanan taşınmazlara ilişkin acele kamulaştırma kararı verilmiş olduğu görülmüş, ancak davacı kiracının yapmış olduğu yapı ve eklentiler için kamulaştırma yapan idare tarafından mal sahibine herhangi bir bedel ödenip ödenmediği belirtilmemiştir. Kira sözleşmesinin ilgili maddelerinde kiralanana yapılan imalatların bedelinin istenemeyeceği kararlaştırılmış ise de; söz konusu düzenlemeler, davacının beş yıllık sözleşme süresi sonunda kiralananı tahliye etmesi halinde uygulanacaktır. Kira sözleşmesinin süresinden önce sona ermesi halinde davacının yaptığı faydalı imalat bedelini kiralananı kullanamadığı süre ile orantılı olarak istemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece, öncelikle davacı kiracının kiralananı kullanmaktan fiilen el çektirilip çektirilmediği araştırılarak, kiralananın tahliye edildiğinin anlaşılması halinde davacı tarafından yapılan imalatlar nedeniyle kamulaştırma nedeniyle idare tarafından davalıya ödeme yapılmış olması halinde yukarıda açıklandığı üzere sözleşme bitimine göre kalan süre ile orantılı olarak hesaplanacak imalat bedelinin davacıya verilmesi gerektiği nazara alınmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Öte yandan, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş olduğuna göre kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yönünden vekalet ücretine ilişkin olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 26/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.