Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/1069 E. 2015/4125 K. 22.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1069
KARAR NO : 2015/4125
KARAR TARİHİ : 22.04.2015

MAHKEMESİ : Kemer Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23/10/2014
NUMARASI : 2013/258-2014/263

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davacı kiracı tarafından açılan davalı kiraya veren tarafından başlatılan üç ayrı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının, taşınmazda uzun yıllar kiracı olarak bulunduğunu, yazılı sözleşmede ödeme tarihi gösterilmemekle birlikte yerel örf ve adet gereği kira bedelinin peşin olarak ödenmekte olduğunu ve taraflar arasında en son düzenlenen 15.04.2012 tarihli 6 ay süreli kira sözleşmesinin sona ermesinin ardından sözleşmenin şifahi olarak yenilenmesi üzerine 19.10.2012 tarihinde aylık 6.000 TL’den olmak üzere 60.000 TL kira bedelinin peşin olarak ödediğini ancak davalının 19.10.2012 tarihli ödemenin sanki bir önceki dönemin ödemesiymiş gibi davranıp, icra takibinde bulunduğunu bu takiplere vaki itirazın kaldırılması davalarının ise İcra Hukuk Mahkemeleri sınırlı araştırma yapabildiğinden kabulüne karar verildiğini; Sözleşmelerde 9 aylık kira karşılığı için farklı bir bedel öngörüldüğünü ve indirim hakkı tanındığını, 9 aylık kira bedelinin 54.000 TL bu itibarla aylık kira bedelinin 6.000 TL’ye tekabül ettiğini; Davalının uzun yıllardır düzenli olarak ödeme yaptığını; Davalıya banka havalesi ve çek suretiyle 2011 yılında 161.888 TL, 2012 yılında 68.000 TL ve 2013 yılında 3.000 TL olmak üzere toplam 232.888 TL ödeme yapıldığını; Davalının takipte bulunduğu dönemlerin kirasının peşinen vadesinden önce ödendiğini, fazladan ödenen 76.888 TL bulunmasına rağmen davalının 114.000 TL’lik takipte bulunmasının kabul edilemeyeceğini beyanla öncelikle aylık kira bedelinin 6.000 TL olduğunun ve sonrasında davalıya karşı 2012 yılı Ekim ila 2013 yılı Ekim arası 13 aylık dönemde kira borcu bulunmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı vekili, aylık kira bedelinin sözleşmede 9.000 TL olarak açıkça belirtildiğini, davalı tarafından yapılan 19.10.2012 tarihli 60.000 TL ödemenin 15.04.2012 tarihinden 19.10.2012 tarihine kadar muaccel olup da ödenmeyen kira bedellerine ilişkin olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece davacının delil olarak dayanmış olduğu ödemeye ilişkin olarak belgelerin 2011 tarihli olduğu yani icra takiplerine konu olmayan dönemlere ait olan ödemeler olduğu, 16.04.2013 tarihli 3.000 TL bedelli ödemenin Kemer İcra Müdürlüğü’nün 2013/657 Esas sayılı icra dosyasında takip talebinde zaten ödenmiş olduğu kabul edilerek takibe konulmuş olduğu, 13.11.2012 tarihli Denizbank dekontunun açıklamalar kısmında havale açıklamasının bulunduğu kira bedeline ilişkin bir ödeme olduğuna dair kaydın bulunmadığı, 19.10.2012 tarihli ödemenin ise Kemer İcra Müdürlüğü’nün 2013/657 Esas sayılı icra dosyasına sunulan taraflar arasında imzalanan 15.04.2012 başlangıç tarihli 6 ay süreli kira sözleşmesine ilişkin bir ödeme olduğu, takibe konu dönemlere ait bir ödeme olmadığı kanaatine varıldığından bahisle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 15.04.2012 tarihli 6 ay süreli kira sözleşmesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede bir aylık kira bedeli 9000 TL iken dokuz aylık kira bedeli ise 54.000 TL olarak belirtilmiştir.Bununla birlikte taraflar arasında bir önceki döneme ilişkin düzenlenen 15.04.2011 tarihli 6 ay süreli sözleşmede de aylık kira bedeli 8.000 TL iken dokuz aylık kira bedeli 48.000 TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece, davacıya kira sözleşmesinde aylık kira bedeli 9.000 TL olarak belirlenmiş iken dokuz aylık kira bedelinin neden 9.000 TL üzerinden değil de 54.000 TL olarak belirlendiği sorulup açıklattırılarak ve kira ilişkisinin başlangıcından itibaren yapılan tüm ödeme belgelerinin getirtilerek belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle eksik ödeme bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.