Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/11952 E. 2016/5123 K. 05.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11952
KARAR NO : 2016/5123
KARAR TARİHİ : 05.09.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması

İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe davalı kefilin itirazının kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı 01.10.2014 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 11.02.2015 tarihinde tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 2.600,00 TL’den 2014 yılı Kasım, Aralık, 2015 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları kira bedeli toplamı 28.600,00 TL’nin işlemiş faiziyle tahsilini istemiş, ödeme emri davalı kefile 24.02.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kefil 02.03.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, kira sözleşmesinin ikinci ve üçüncü sayfalarında şahit olarak imzasının bulunduğunu, son sayfasında da kefil olduğunun yazıldığını, ancak bu kısım altındaki imzanın şahsına ait olmadığını bildirerek borca ve faize itiraz etmiştir. Davacı, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, davalının imzaya itirazını kabul etmediğini, nitekim davalının kira sözleşmesinin ilk üç sayfasına imza attığını itiraz dilekçesinde ikrar ettiğini, son sayfaya imza atmadığı yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, imza incelemesi için dosyanın uzman bilirkişiye tevdiini talep ettiklerini ileri sürerek, davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi vermediği gibi duruşmaya da katılmamıştır. Mahkemece, takibin dayanağı olan 01.04.2014 tarihli 4 sayfadan ibaret kira sözleşmesinin ilk 3 sayfasında davalının kefil olarak imza attığına dair imzası yok iken son sayfada kefil olarak yazılmış ise de, çıplak gözle bile bakıldığında hem yazı sitili hem de imzanın farklılık arz ettiği, bu nedenle İİK’nun 269/b maddesi uyarınca davalının kira akdinde kefil olmadığı ve sözleşmedeki imzayı reddettiği için davacı tarafın dayandığı belgenin adi sözleşme belgesi olup noterlikçe resen düzenlenen ve imzası tasdik edilmiş bir sözleşmenin söz konusu olmadığı, bu nedenle iş bu davanın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğuna dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.10.2014 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01.10.2014 tarihli olmakla, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmıştır. Bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. TBK.nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda TBK.nun 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı kefil … hakkındaki davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde iş bu davanın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin değiştirilerek yukarıda açıklanan gerekçeyle 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK 438. maddesi gereğince değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA ve aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına, 05/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi