Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/12317 E. 2016/6679 K. 14.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12317
KARAR NO : 2016/6679
KARAR TARİHİ : 14.11.2016

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak davanın nitelik ve mahiyetine göre duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava iktisap ve konut ihtiyacı nedeniyle tahliye davası sonucu kesinleşen mahkeme kararı ile ilgili yargılamasının yenilenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Mahkemenin 2008/220 Esas ve 2009/1076 Karar sayılı tahliye davasının ilk duruşmasında davalı … tarafından sahte olarak düzenlenmiş bir kira sözleşmesi dosyaya sunulduğunu, kendileri tarafından kira sözleşmesinin sahte olduğunun ileri sürülmesi üzerine mahkemece bilirkişi 12/05/2008 tarihinde rapor alındığını, alınana rapora göre sözleşmedeki imzanın …’ ın elinden çıktığının belirlendiğini, tahliyesi talep edilen taşınmazın 26.10.2007 yılında satın alındığı ve 15.12.2007 tarihinde 5 yıllığına yapılan sözleşme ile davalıya kiralandığı gerekçesi ile tahliye davasının reddine karar verildiğini, söz konusu hükmün Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanlığınca onanarak kesinleştiğini, diğer taraftan davalının ibraz ettiği kira sözleşmesi adlı belgenin sahte olduğu iddiası ile hakkında yaptıkları suç duyurusunda ise savcılık tarafından iş bu dosyaya ve bilirkişi raporuna atıfta bulunarak delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik verildiğini, söz konusu karara karşı İş sayılı dosyasında itiraz ettiklerini, ancak taleplerinin reddedildiğini, bu süreçte davalının sahte kira sözleşmesine istinaden taşınmazı işgal etmeye devam ettiğini, bununla birlikte “Grafoloji ve Sahtecilik ” alanında bilirkişilik yapmış olan bu alanda uzmanlık belgesinin olmadığını öğrendiklerini, bu nedenle de verilen kararın sağlıklı olmadığını, zira dosyada gerek Kurumu ve gerekse üniversite veya başkaca bir bilirkişiye inceleme yaptırılmadığını, oysaki davalının sığındığı sözde kira sözleşmesinin aslının sahtecilik ve grafoloji alanında uzman bir bilirkişi tarafından incelenmesi durumunda sözleşmenin sahte olduğunun anlaşılabileceğini, bu nedenle müvekkilinin yıllardır mağdur olduğunu beyanla yargılamanın yenilenmesine karar verilerek deliller toplandıktan sonra ilk davadaki taleplerinin hüküm altına alınarak davalının mecurdan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın yargılamanın yenilenmesi şartlarını taşımadığını, davacının iddiasının bilirkişilik yapan Muhittin Kaya’nın alanında ehil olmadığı, bu nedenle de sahtecilik ve grafoloji konusunda bilirkişilik yapmasının mümkün bulunmadığına ilişkin olduğunu, ancak Emniyet Genel

./..

Müdürlüğünden alınan 134699 sayılı yazıda yurt dışında İngiltere dahil olmak üzere krimilalist alanda eğitim alarak kurs gördüğü, grafoloji ve sahtecilik konularında bilirkişilik yapabilecek bilgi ve yeterliliğine sahip uzmanlığı olduğu sahtecilik konularında uluslararası toplantılara katılabilecek yeterlilikte olduğunun beyan edildiğini, dolayısı ile dosyadaki bilgi ve belgelerden bilirkişi sahtecilik ve grafoloji konularında yeterli bir uzman olduğunun anlaşıldığını, yargılamanın iadesi şartları da oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece dava dışı Av. …’ya isticvap davetiyesi gönderilerek sahte olduğu iddia edilen kira sözleşmesinin bilirkişi incelemesi için gerekli olduğu da bildirilerek sözleşmeyi dosyaya ibraz etmesinin istenildiği,. Av. … tarafından mahkemeye ibraz edilen 27/02/2015 havale tarihli dilekçede kira sözleşmesinin aslını avukatlık kanunundan kaynaklanan rüçhan hakkına istinaden ibraz etmeyeceği, davalının üzerine düşen yasal sorumluluğu yerine getirerek borcunu ödemesi durumunda belge aslını ibraz edeceklerini beyan etmesi üzerine kira sözleşmesi aslını elinde bulunduran Av. … HMK 221. madde uyarınca duruşmaya çağrılmış ise de 17/04/2015 havale tarihli dilekçesinde, tanıklıktan çekinme hakkını kullanarak duruşmaya gelmeyeceğini bildirdirdiği ve bilirkişi incelemesi yapılması için gerekli olan kira sözleşmesi aslı dosyaya sunulamadığından davasını ispat edemediği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi isteği hukuki niteliği itibariyle ayrı ve bağımsız bir dava olup mutlaka duruşma yapılarak iki aşamada incelenmesi gerekir. Mahkeme öncelikle yargılamanın yenilenmesi davasının dinlenmeye değer olup olmadığını kendiliğinden araştırır. Bu aşamada genel dava koşullarından ayrı olarak yargılamanın iadesi davasının süresinde açılıp açılmadığının, teminat gösterilip gösterilmediğinin ve yasada sayılan yargılamanın iadesi sebeplerine dayanılıp dayanılmadığının incelenmesi gerekir. Bu koşullardan birisinin mevcut olmadığı sonucuna varılması halinde istem ret edilir. Mahkeme birinci aşamada yargılamanın iadesi davasının dinlenmeye değer olduğu sonucuna varırsa, ikinci aşamada esasa girerek ileri sürülen yargılamanın iadesi sebeplerinin doğru olup olmadığını araştırır. Dava dilekçesinde ileri sürülen sebebin gerçek olduğu kanısına varması halinde ise istem kabul edilerek asıl dava hakkında yeni bir karar verir.
Olayımıza gelince; Yargılamanın yenilenmesi talebine konu Mahkemenin 2008/220 Esas ve 2009/1076 Karar sayılı dosyasında davacı vekili, davalının 01.01.2000 tarihli kira kontratı ile kiracı olarak oturduğunu, söz konusu dairenin 26.10.2007 tarihinde müvekkilince satın alındığını, müvekkilinin söz konusu dairede bizzat oturma ihtiyacı bulunduğundan davalıya ihtarname gönderildiğini ancak davalının söz konusu daireyi tahliye etmediğini belirterek davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre kira sözleşmesindeki imzanın …’ ın elinden çıktığının belirlendiği, tahliyesi talep edilen taşınmazın 26.10.2007 yılında satın alındığı ve 15.12.2007 tarihinde 5 yıllığına yapılan sözleşme ile davalıya kiralandığı gerekçesi ile tahliye davasının reddine karar verilmiş, verilen karar 19/01/2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Avukatlık Kanununun 39. maddesinde,”avukat kendisine tevdi olunan evrakı ,vekaletin sona ermesinden itibaren üç yıl süre ile saklamakla yükümlüdür. Şu kadar ki evrakın geri alınması müvekkile ,bildirme tarihinden itibaren üç ayın sonunda sona erer. Avukat ücreti ve yapmış olduğu giderleri kendisine ödenmedikçe elinde bulunan evrakı geri vermekle yükümlü değildir.

../…

Hukuk Muhakemeleri Kanunun 221. maddesinde , ”
(1) Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder.  (2) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir.  (3) Belgeyi ibraz zorunda olanlar, tanıklıktan çekinmeye ilişkin hükümlere göre, belgeyi ibrazdan veya bu konudaki tanıklıktan çekinebilirler. Belgeyi ibraz veya bu konuda tanıklık yapmak zorunda olanlar hakkında, tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.”
Açıklandığı şekilde; Sözleşmeyi elinde tutan dava dışı avukat … mahkemeye karşı ileri sürdüğü hususları ancak müvekkiline karşı ileri sürebilir. Mahkemeye karşı ileri sürülemez. Mahkemece bilirkişi incelemesine konu olacak sözleşme getirtilip inceletilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kara verilmesi doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.