YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1740
KARAR NO : 2015/2950
KARAR TARİHİ : 25.03.2015
MAHKEMESİ : Bodrum İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/10/2014
NUMARASI : 2014/414-2014/776
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tahliye taahhüdüne dayanılarak başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacı müvekkili ile davalı arasında 01/03/2013 tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, kiracı olan davalının 15/03/2013 tarihinde düzenlenen tahliye taahhüdü ile kiralananı 31/03/2014 tarihinde tahliye edeceğini kabul ettiğini ancak konutu tahliye taahhüdünde belirtilen tarihte tahliye etmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine tahliye talepli icra takibi başlatıldığını, davalının başlatılan icra takibine 02/05/2014 tarihinde itiraz ettiğini belirterek itirazının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise; Davacı ile kira ilişkisi başlangıcının 2012 yılı olduğunu, 2013 yılında kira sözleşmesi yenilenirken tekrar sözleşme yapılmasının istendiğini, fakat 2012 tarihli sözleşmede eşinin imzası bulunmasına rağmen 2013 yılındaki tahliye taahhüdünde eşinin imzasının bulunmadığını, birden fazla kiracının bulunduğu bir sözleşmede tek kiracının verdiği taahhüde dayanılarak açılan bir davada tahliye kararı verilemeyeceğini, davacının kira sözleşmesinin yenilenmesine rağmen kötü niyetli olarak bu davayı açmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kira sözleşmesinin daha eski tarihli olduğu ve yenilendiği, ancak eski tarihli olan kira sözleşmesinde davalı ile eşinin ismi ve imzası olmasına rağmen ikinci kira sözleşmesinde davalının ismi ve imzasının bulunup davalının eşinin ismi bulunup imzasının bulunmadığı ve sözleşmenin devam ettiği iddiasının yargılamayı gerektirdiği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İcra takibinde ve davada dayanılan 01.03.2013 başlangıç tarihli ve onüç ay süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesi davacı ve davalı arasında düzenlenmiş ve imzalanmıştır. 15.03.2013 tanzim tarihli dayanak tahliye taahhüdü incelendiğinde; ‘’Haricen kendi aramızda yaptığımız mukavele gereğince halen içinde bulunduğumuz…’’ ibaresi ile başlayan bir ifade ile davalının kiracı olduğu belirtilmiş kiralananın 31.03.2014 tarihinde tahliye edileceği taahhüt edilmiştir. Tahliye taahhüdünü de davalı Gamze imzalamıştır. Davalı gerek itiraz dilekçesinde gerekse
yargılama aşamasında kiracılık ilişkisine ve dayanak taahhütnamedeki imza ve tarihlere itiraz etmemiştir. Bu durumda taşınmazda kiracı olduğu anlaşılan davalının tahliye taahhüdü vermesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Davalı tarafından sözleşmenin yenilendiği kanıtlanamadığına göre mahkemece işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.