Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/1741 E. 2015/6303 K. 23.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1741
KARAR NO : 2015/6303
KARAR TARİHİ : 23.06.2015

MAHKEMESİ :. Asliye Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,yeni malik tarafından kiracı aleyhine açılan kira alacağından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece,davanın kısmen kabulüne, 01/04/2006 tarihi ile dava tarihi arasında hesap edilen 11 aylık kira bedeli olan 11.000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile dahili davalılar .. ve….’dan tahsiline,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş,hüküm dahili davalılar .. ve…. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili,dava dilekçesinde,davalı ….’un kiracı olduğu taşınmazı 5.8.2013 tarihinde satın aldığını,davalıya ihtar gönderilerek kiraların kendisine ödenmesinin talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını belirterek 7.8.2003 tarihinden 2007 ocak ayı dahil 42.000 TL kira alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı …. talimat yoluyla alınan beyanında bu yer ile ilgisinin kalmadığını,bu yeri abisi…..’a devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuş,Davacı ….eni öğrendiğini belirterek davanın .. ve….’a yöneltilerek davaya dahil edilmeleri talebi üzerine Mahkemece, .. ve…. davaya dahil edildikten sonra ,davanın kısmen kabulü ile 11.000 TL’nin dahili davalılar … ve….’dan tahsiline karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler,şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verilebilmesi için,bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir.Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile ,bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa,dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan(husumetten) reddedilir.
Davacı davayı yanlış(davalı sıfatı olmayan) kişiye karşı açmış ise bu kişiyi(davalıyı) değiştirerek,davaya gerçek davalı sıfatına sahip üçüncü kişi ya da kişilere karşı devam edilmesini isteyemez. Yani davada davalı değiştirilemez,yanlış kişiye açılmış olan davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir.
Olayımızda,davacı dava dilekçesinde davalı(kiracı) olarak ….’u göstermiş,daha sonra davalının kiracılığı dava dışı… ve….’a devrettiğini yeni öğrendiğini belirterek .. ve …’a davanın yöneltilmesini ve bu kişilerin davaya dahil edilmelerini talep etmiş,Mahkemece de, dava dilekçesinde davalı gösterilen … hakkında hiçbir karar verilmeden,davaya sonradan dahil edilen … ve … hakkında hüküm verilmiş ise de,davada,davalı değiştirilemeyeceğinden,davanın yeni gösterilen davalılara yöneltilmesi mümkün olmadığından dahili davalılar hakkında hüküm kurulamaz. Yanlış kişiye karşı açılmış olan davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken davalı sıfatı bulunmayan dahili davalılar hakkında davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,bozma nedenine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 23/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.