Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/2036 E. 2015/3614 K. 13.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2036
KARAR NO : 2015/3614
KARAR TARİHİ : 13.04.2015

MAHKEMESİ : Samsun 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/11/2014
NUMARASI : 2013/706-2014/1503

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinde muvazaa davasına dair karar, davacılar-davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedelinde muvazaa yapıldığı gerekçesiyle gerçek kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hüküm davalılar ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama sırasındaki ek dilekçesinde, davalının davaya konu taşınmazı on dört yıldır kiracı olarak kullandığını, taşınmazı davacıların murisinin kiraya verdiğini, 2013 yılı Mart ayı itibarıyla aylık kira bedelinin 14.000 TL olduğunu, bunun 1.500 TL sinin banka yoluyla, kalan kısmın ise murise elden verildiğini, davacıların babalarının vefatından sonra davalı kiracının aylık 1.500 TL üzerinden her bir mirasçıya 300’er TL ödemeye başladığını, bu bedelin gerçek bedel olmadığını belirterek, murisin ölüm tarihi olan 14.03.2013 tarihinden, 31.01.2014 tarihine kadar aylık bedelin 14.000 TL olarak belirlenmesini, bundan sonra ise % 10 artış uygulanması isteminde bulunmuş, davalı kiracı vekili mirasçıların iştirak halinde malik olduklarını hep birlikte dava açmaları gerektiğini murisle davalı arasında yazılı kira sözleşmesi bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, mirasçı olan diğer iki davalı kira bedelini kendilerinin de 1.500 TL olarak bildiklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davacılar vekilinin 04.11.2014 tarihli celsedeki beyanları da dikkate alınarak yazılı kira sözleşmesinin muvazaalı olduğu, bedel sözleşmede düşük gösterildiğinden gerçek bedelin ortaya çıkarılması gerektiği, davacıların davalarını yazılı delille ispat etmeleri gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre davalı kiracı ile davacıların miras bırakanı arasında 31.01.2013 tarihli, 15 yıl süreli, aylık 1.500 TL bedelli, artışın % 10 olarak kararlaştırıldığı kira sözleşmesi bulunduğu, miras bırakanın 14.03.2013 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak üç davacı ile davalılar Yaşar ve Bilal’i bıraktığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davadaki muvazaa iddiası muris muvazaası değil, taraf muvazaası olup davada Medeni Kanunun 702. ve 640/4 maddesinin uygulanması mümkün değildir. MK’nun 640/2.maddesine göre “mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.” İştirak halinde mülkiyet diğer bir deyişle elbirliği mülkiyetin esasında, iştirak halinde mülkiyeti meydana getiren kişilerin hepsinin bir arada hak sahibi olmaları yer alır. Bu mülkiyette malikler paydaş değil, ortaktır. Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu ortaklıkta, hakkın süjesi ortaklık olmayıp bir bütün halinde elbirliğiyle hareket etmek zorunda olan ortaklardır (MK. md. 640/1). Ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Davada, iştirak halinde mülkiyetin gereği miras yoluyla terekeye dahil olan taşınmaz ile ilgili kira parasının tespiti talebi ortaklardan sadece üçü tarafından diğer iki mirasçı da davalı olarak gösterilmek suretiyle dava edilmiştir. İki ortak tarafından dava açılması nedeniyle mirasçılar kendi açtıkları bu davayı yalnız başlarına yürütemeyeceklerinden davayı bütün mirasçılar ile birlikte yürütmesi gerekir. Mahkemece, üç mirasçının açtığı davanın görülebilmesi için MK.640/3 maddesi gereğince terekeye temsilci tayin ettirmesi için davacılara uygun bir süre vermelidir. Terekeye atanan temsilci, mirasçının açtığı davaya icazet verirse davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. Terekeye temsilci atanması ve tereke temsilcisinin davaya devam etmesi halinde de, ayrıca diğer mirasçıların davaya katılmalarına veya muvafakatlarının alınmasına gerek yoktur. Davayı açan mirasçı, kendisine verilen kesin süreye rağmen terekeye temsilci tayin ettiremez veya terekeye atanan temsilci davaya icazet vermezse davanın reddine karar verilir. Mahkemece davacılara MK.nun 640/3. maddesi gereğince terekeye temsilci tayin ettirmesi için süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde işin esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.04.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.