YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2684
KARAR NO : 2015/6732
KARAR TARİHİ : 01.07.2015
MAHKEMESİ : . Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş, ancak davanın niteliği itibari ile duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde , davalının davacıya ait dava konusu taşınmazı 05.10.2010 başlangıç tarihli 1-3 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiraladığını, davacı şirketin amaç ve konusu kapsamında iş yeri olarak davaya konu taşınmaza ihtiyacı olduğunu, davacı şirketin mevcut işyerinde kirada bulunduğunu ve tahliye tehdidi altında bulunduğunu, dava konusu taşınmazın davacının ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte olduğunu, davacının halı ve hediyelik eşya alım satımı yaptığını, davalının ise her türlü deri eşya satışı ve üretimi yaptığını, gönderilen ihtarnameler ile süresi dolan kira sözleşmenin yenilenmeyeceğinin sözleşmedeki şartlara uygun olarak tahliye edilip teslim edilmesini davalıya bildirdiklerini, davalının tahliyesini talep etme zaruretinin doğduğunu, beyanla davalının işyeri ihtiyacına binaen dava konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, Davacının ihtiyaç iddiasının samimi olmadığını, davacının dava konusu yere uygun iş yapacakları iddiasının doğru olmadığını, böyle bir faaliyet alanları bulunmadığını, davacının tahliye tehdidi altında bulunduğu iddiasının da gerçek olmadığını, davacının taşınmazı yüksek bedelle kiraya verebilmek için tahliyesini talep ettiğini, belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.
Türk Borçlar Kanununun 350/1 ve 351. maddesine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte olması, en azından halen iş yapılan yerle eşdeğer nitelikte bulunması gerekir. Eşdeğerlik durumu varsa mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır. Bu iki halden birisinin tehdidinin varlığı davacı tarafından ileri sürülmemiş ise mahkemece kendiliğinden nazara alınamaz. Oysa kiralananın halen iş yapılan yerden üstün olduğu ileri sürülmemiş olsa bile ihtiyaç iddiasının içinde bu husus da mevcut olduğundan mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak kıyaslama suretiyle bu hususun belirlenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; Taraflar arasında imzalanan 05.10.2010 başlangıç tarihli 1-3 yıl süreli kira sözleşmesi ile davacıya ait İstanbul ili .. yolu .. Mevkii,..cad. No …adresinde kain Tapuya .. pafta .. ada .. parsel no ile kayıtlı taşınmaz davalıya kiralanmış, davacı tarafından süresinde açılan dava ile taşınmazın işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliyesinin talep edilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilip kararın davalı tarafından temyiz edilmesinden sonra davalı tarafından dosyaya ibraz edilen dava konusu taşınmazın satışa çıkarıldığına ilişkin internet ilan sayfası ve davacı şirketin kaşesi bulunan 24.03.2015 tarihli D.emlak yetkilisi ..’a verilmiş yetki belgesi fotokopisi ibraz edilmiş olup davalı tarafından ibraz edilen bu belgeler üzerinde durularak taraf delilleri toplandıktan sonra ihtiyaç iddiasının samimi olup olmadığı yeniden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 01.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.