Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/3711 E. 2015/3896 K. 20.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3711
KARAR NO : 2015/3896
KARAR TARİHİ : 20.04.2015

MAHKEMESİ : Isparta 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/01/2015
NUMARASI : 2014/311-2015/47

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacılar ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, sözleşme süresinin sona ermesi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile taşınmazın tahliyesine, söz konusu arazi üzerindeki binalar mesleğin icrası için zaruri nitelikte olmaları itibariyle davalı tarafın binalar için dava açma hakkının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalının 13.03.2008 başlangıç tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, kira süresinin bitiminden sonra kira sözleşmesinin belirsiz süreli hale geldiğini, Isparta 1.Noterliğinin 22.10.2013 tarih ve 06913 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle akdin yenilenmeyeceğinin, arsanın boş olarak tesliminin istendiğinin davalıya bildirildiğini, ancak davalı-kiracının taşınmazı tahliye etmediğini belirterek kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı vekili ise, öncelikle sözleşmenin müvekkili ile davacılardan M…C… M… ile akdedildiğini, M.. M..’in sözleşmenin tarafı olmadığını, dava konusu taşınamazın boş arsa olarak kiralanmadığını, nitekim taşınmaz üzerindeki kapalı alanların davacının muvafakati ile müvekkilince yaptırılmasından sonra 13.03.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin yapıldığını, davacının kiralananın eski hali ile teslimini isteyemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın süresi içerisinde açıldığı gerekçesiyle tahliye talebinin kabulüne karar verilmekle birlikte, arazi üzerindeki yapıların mesleğin icrası için zorunlu ve zaruri binalardan olduğu, bu binaların tahliye esnasında yıkımının zorunlu olmadığı, kira sözleşmesine konu gayrimenkulün mevcut hali ile davacılar tarafına tesliminin gerektiği, davalı tarafından yapılan söz konusu binaların davacıların muvafakati ile yapıldıkları gerekçesiyle davalı tarafın söz konusu binalar için hukuk mahkemelerinde dava açma hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalının 13.03.2008 başlangıç tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak akdin sona ermesi nedeni ile davalının taşınmazdan tahliyesini istemiştir. Davalı ise kiracılık ilişkisine karşı koymamıştır. Davacı tarafından ibraz edilen kira sözleşmesinde, kiralananın niteliği açıkça “boş arsa” olarak belirtilmiştir.
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda tahliyeye ilişkin yazılı gerekçelere, davaya dayanak yapılan kira sözleşmesinde kiralananın cinsinin “boş arsa” olarak nitelendirilmesine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, davacı tarafın talebinin kabulü ile tahliyeye karar verilmesi yanında, “söz konusu arazi üzerindeki binaların mesleğin icrası için zaruri nitelikte olmaları itibariyle davalı tarafın binalar için dava açma hakkının saklı tutulmasına” dair karar verilmiştir.
Ayrıca davanın kabulüne karar verildiği halde, hüküm fıkrasının 4.bendinde “davacı tarafından yapılan 342,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” karar verilmiştir. Davanın kabulüne karar verildiğine göre, davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, varsa davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde yargılama giderleri ile ilgili hüküm verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu yapılmayan hususta ve davalı tarafın da talebi olmadığı halde, davalı lehine ileriye dönük olarak dava açma hakkı tanınması doğru olmadığı gibi, davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm kurulması gerekirken davacıdan tahsili ile davalıya verilmesi yönünde hüküm tesisi de doğru değildir.
Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.