Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/4083 E. 2015/5015 K. 25.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4083
KARAR NO : 2015/5015
KARAR TARİHİ : 25.05.2015

MAHKEMESİ : Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/10/2013
NUMARASI : 2012/36-2013/448

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının, davacıya ait aracı 14.04.2010 tarihli, altı ay müddetli kira sözleşmesi ile kiraladığını, aylık kira bedelinin 700 TL olduğunu, bundan ayrı taraflar arasında başka bir araç için satış sözleşmesi imzalandığını, bu araç için 1.000 TL peşin ödenip, kalan kısmının 699 TL lik taksitler ile ödeneceğini ve 36 aylık, 700 TL den senet düzenlendiğini, davacının aracı vadesi gelmeden bir başka kişiye satın aldırdığını, davalının ise senet bedellerini icraya koyduğunu, davacının aracın kira bedellerini ve kiraladığı aracı geri alamadığını, satın alınan araç için ise alınmayan kira bedelleri ile birlikte fazladan ödeme yapıldığını belirterek senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalının ödemediği kira bedelleri ve satın alınan araç içinde yapılan ödemelerle birlikte 8.157 TL fazladan zenginleştiğini belirterek bu miktarın tahsilini istemiştir. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığının kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmakta olup Yargıtay Hukuk Başkanlar Kurulunun nitelendirmesi de bu yöndedir. HMK’nın 4. maddesinde ” Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler ” düzenlemesiyle sulh hukuk mahkemelerinin görevi belirlenmiş, yine aynı kanunun 1. maddesinde ” Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir ” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda görev kurallarının yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağı, görevli mahkemenin de sulh hukuk mahkemesi olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasının incelenerek karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
./..
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK’nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.05.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi