YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4938
KARAR NO : 2015/7159
KARAR TARİHİ : 14.09.2015
MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itiraz etmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, icra inkar tazminatı ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre davacının 44.113,67 TL kira alacağı bulunduğu, davacının ise takipte bu miktardan fazla istemde bulunduğu, davalı kiracının bu konudaki itirazının haklı olduğu, davanın geçerli bir takibe dayanmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, taraflar arasında düzenlenmiş 01.01.2007 başlangıç tarihli, bir yıl süreli, aylık 600 TL bedelli kira sözleşmesine dayalı olarak 25.09.2013 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile 2008 yılından bakiye 819,14 TL, 2009 yılı 8.644 TL, 2010 yılı 9.176 TL, 2011 yılı 9.936 TL, 10.627 TL, 2013 yılı 8.657 TL olmak üzere toplam 47.860,67 TL kira parasının tahsilini istemiştir. Takibe yasal süresi içinde itiraz eden borçlu davalı itirazında herhangi bir sebep göstermeden borcun tamamına itiraz etmiş, yargılama sırasındaki savunmasında ise 2007 ve 2008 yıllarında davaya konu taşınmazda kiracı olduğunu, bundan sonra ağabeyiyle davacılar arasında sözlü sözleşme yapıldığını, iki sene kira ödedikten sonra kira paralarını ödeyecek hesap bulamadıkları için kira borçlarını ödemediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı borçlu itirazında icra takibinde dayanılan kira sözleşmesindeki imzasına karşı çıkmamıştır. Davalı borçlunun bu şekildeki itirazı borca itiraz niteliğindedir. İİK.nun 269/2 maddesi hükmüne göre borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır. Davalı borçlu takibe itirazında açıkça ve ayrıca kira sözleşmesindeki imzasına ve alacağın miktarına karşı çıkmadığına göre kira ilişkisi ve takip konusu miktar kesinleşmiştir. Yine İİK’nın 62. maddesine göre borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Kaldı ki davalı borçlunun yargılama sırasında da aylık istenen kira bedellerine itirazı olmamıştır. Bu durumda davalı borçlu kira bedellerini ödediğini İ.İ.K.nun 269/c maddesinde nitelikleri belirtilen belgelerden biri ile kanıtlamak zorundadır. Bu itibarla mahkemece, işin esası hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.