Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/4943 E. 2015/7513 K. 22.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4943
KARAR NO : 2015/7513
KARAR TARİHİ : 22.09.2015

MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar ve davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av…. ile davacılar vekili Av… geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davacı kiralayan mirasçıları tarafından davalı kiracı hakkında açılan temerrüt nedeniyle akdin feshi ve tahliye ile 28.000 USD bakiye kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, tahliye talebi konusuz kaldığından tahliye hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 28.000 USD kira alacağının 05/09/2013 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıllık mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacılar vekilinin, tahliye talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalının, davacıların mirasbırakanı U. K.B.ile düzenlenen 01/11/2005 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile Bodrum’daki taşınmazda kiracı olduğunu, muris U. K. B.’ın 19/10/2012 tarihinde vefat ettiğini, kira sözleşmesi gereğince yıllık kira bedeli olan net 38.000 USD ‘nin her kira yılı başlangıcı olan 01 Kasım tarihinde peşin olarak ödenmesi gerektiğini, davalının 1.11.2012-31.10.2013 döneminde ödemesi gereken 38.000 USD den sadece 10.000 USD ödeme yaptığını, bakiye 28.000 USD nin ödenmediğini, bakiye kira alacağının ödenmesi için davalıya 5.8.2013 tarihli temerrüt ihtarı gönderildiğini ancak 30 gün içinde ödeme yapılmadığını, davacıların miras bırakanı ile davalı arasındaki tek ve geçerli sözleşmenin 1.11.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesi olduğunu, davalının iddia ettiği gibi 15.4.2006 başlangıç tarihli ve 7 ay süreli kira sözleşmesi bulunmadığını ve bu sözleşmenin altındaki imzanın davacıların miras bırakanına ait olmadığını belirterek fazlaya ilişkin ve özellikle de önceki kira dönemlerine ilişkin hakları ve alacakları saklı kalmak üzere 01/11/2012 tarihinde başlayan (01/11/2012-31/10/2013 kira yılı) döneme ilişkin bakiye kira bedeli olan net 28.000 USD’nin peşin ödenmesi gereken 01/11/2012 tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizleri ile birlikte USD olarak davalıdan tahsiline, davalının temerrütü nedeniyle kira sözleşmesinin feshi ile kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacılara 10.000 USD kira parasının ödendiğini, 38.000 USD kira bedelli kira sözleşmesinden haberdar olmadıklarını, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 1.Noterliğince onaylı 12/04/2006 tarih ve 02975 yevmiye nolu kira sözleşmesi olduğunu, yıllık kira bedelinin 10.000 USD olduğunu, 38.000 USD’lik kira bedelini içeren sözleşmeyi kabul etmediklerini ayrıca kiralananın tahliye edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kiralananın tahliye edilmesi nedeniyle tahliye talebi konusuz kaldığından tahliye hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 28.000 USD kira alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 288.maddesi (1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 200 ve 201.maddeleri) çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Davalı tarafça kiralanan taşınmazın tahliye edildiği savunulmuş, ancak anahtar teslimine ilişkin yazılı belge sunulamamıştır. Davacı kiralayan kiralananın tahliye edilmediğini, davacıya anahtar teslimi yapılmadığını bildirmiştir. Kiralananın tahliye edildiğini ve anahtar teslimini davalı kiracı kanıtlamalıdır. Davalı kiracı yukarıda açıklandığı üzere tahliye ve anahtar teslimini yazılı delille kanıtlayamamıştır. Bu durumda mahkemenin kiralananın tahliye edildiği ve tahliye talebinin konusuz kaldığına dair kabulü yerinde değildir. Tahliye talebi konusuz kalmadığına ve davalının temerrüde düştüğü sabit olduğuna göre tahliye isteminin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ;Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle alacağa ilişkin hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile tahliye talebine ilişkin hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacılar yararına takdir olunan 1.100.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.