Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/5851 E. 2015/8559 K. 15.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5851
KARAR NO : 2015/8559
KARAR TARİHİ : 15.10.2015

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/01/2015
NUMARASI : 2014/117-2015/59

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın süresinde açılmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının dava dışı Ercüment İşler ile yaptığı 01.01.2012 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi uyarınca büro olarak kullandığı işyerini 18.07.2013 tarihinde müvekkilinin satın aldığını, 19.08.2013 tarihinde tebliğ edilen 06.08.2013 tanzim tarihli ihtarname ile işyerine ihtiyacı olduğu gerekçesiyle 31.12.2013 tarihinde kiralananı tahliye etmesini davalıdan istediğini ancak, kiralananın tahliye edilmediğini ileri sürerek davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, ihtarnamenin süresinde olmadığını, davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesinde gösterilen süre koşullarına uyulmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK.’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK.’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Türk Borçlar Kanunu 350. madde gereğince kiraya veren kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa belirli süreli sürenin sonundan itibaren bir ay içinde ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Bunun yanında aynı kanunun 353.maddesine göre kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır.
Davacı, kira sözleşmesine dayanarak 18.07.2013 tarihinde kiralananı satın aldıktan sonra 19.08.2013 tarihinde tebliğ edilen 06.08.2013 tanzim tarihli ihtarname ile işyerine ihtiyacı olduğu gerekçesiyle 31.12.2013 tarihinde sözleşmeyi yenilemeyeceğini ve tahliye etmesini davalıya bildirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda 01.01.2014 tarihinde başlayan bir yıllık dönem içerisinde dava açılabilecektir. Dava, 01.01.2014 başlangıçlı yenilenen dönem içinde 13.02.2014 tarihinde süresinde açılmıştır. Bu nedenle mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.