YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6570
KARAR NO : 2015/9195
KARAR TARİHİ : 27.10.2015
MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin muacceliyet şartı gereği hüküm altına alınan kira alacağına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İcra takibinde ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.08.2014 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde kiralananın işyeri olduğu belirtilmediği gibi, kiralanan konut olarak kullanılmak üzere davalı kiracıya kiralanmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 3. Maddesinde, kira bedellerinin süresinde ödenmemesi halinde kira dönemi sonuna kadar olan tüm kira bedellerinin muaccel olacağı kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine 15.01.2015 tarihinde başlatılan icra takibinde, Ağustos 2014-Ocak 2015 arası aylar kira bedelleri ile muacceliyet şartı gereği dönem sonuna kadar olan kira bedelleri toplamı 33.000 TL’nin tahsili talep edilmiştir. Davalı … itirazında ve yargılama sırasında kiralananın taşınmazın şirket adına kiralandığını ve taşınmaza yapılan faydalı masraflar nedeniyle kira bedellerinin davacının da onayı ile ödenmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 346. Maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu hüküm altına alınmıştır.
Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346. maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 3. maddesinde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte ise de, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatı ve kiralananın niteliğine göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödendiği ispat edilemeyen muaccel hale gelen kira alacağı üzerinden yapılması gerekirken yazılı şekilde muacceliyet şartı gereği talep edilen aylar kira bedeli yönünden de itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
3-Davalı kefil … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davalı …’ın kira sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığına ilişkin uyuşmazlık yoktur. Ne var ki, sözleşmenin kefil sıfatıyla imzalanmış olması, doğrudan davalının kefil olarak sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Kefaletin, yasanın aradığı şekil şartlarına uygun olması da zorunludur. 6098 sayılı TBK ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. TBK’nun 583. maddesinin birinci fıkrasına göre; “Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır.” düzenlemesi yer almaktadır. Yasada tarif edilen şekle aykırı düzenlenen kefalet sözleşmesine istinaden kefalet sorumluluğu doğmaz.
Somut olayda davalı…’ın kefilliğine ilişkin kira sözleşmesi, 6098 Sayılı TBK’nun yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmış olduğundan, kefaletin şekil şartları 6098 Sayılı TBK hükümlerine tabidir. Kira sözleşmesinde, kefalet tarihine ilişkin açıklamalar kefilin el yazısı ile belirtilmediğinden, yasal şekle uygun verilen bir kefillik söz konusu olmadığından, davalının kefaleten borçtan sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi, kabule göre de; kefilin sorumlu olduğu miktar 5.000 TL olarak belirtilmesine rağmen tüm borçtan sorumlu tutulması da doğru değildir.
4-Davalılar vekilinin tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı alacaklı tarafından davalı kiracı…. ve kefil …. hakkında 15.01.2015 tarihinde başlatılan icra takibi ile aylık 2.750 TL den toplam 33.000 TL alacağın tahsili talep edilmiştir. Örnek . nolu ihtarlı ödeme emri davalı kiracı ….’a 23.01.2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve ödeme emrinde ödeme süresi olarak otuz gün süre verilmiştir. Davacı, İİK.nun 269/1.maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun 315. maddesinde öngörülen 30 günlük süreyi beklemeden 19.02.2015 tarihinde tahliye isteminde bulunmuştur. Ödeme süresi dolmadan ve temerrüt gerçekleşmeden tahliye istenemez. Bu nedenle tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2, 3, 4) nolu bentlerde yazılı nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 27/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.