YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10816
KARAR NO : 2016/6415
KARAR TARİHİ : 03.11.2016
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, cari yıl kira tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, 25/01/2008 tarih ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesi uyarınca mülkiyeti Hazineye ait Ankara ili, … ilçesi, Aşağı … Mahallesinde kain … ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki … İlköğretim Okulu’nun bahçesinde yer alan 283/B nolu dükkan yerinin işletme hakkına sahip olduğunu ancak kira sözleşmesi şartlarına uymaması nedeniyle akdin feshedilerek 13/07/2009 tarihinde davalının tahliyesinin sağlandığını, yanlar arasındaki kira sözleşmesinin 14. maddesi uyarınca kira süresinin sona ermesi veya sözleşmenin feshi halinde taşınmaz idareye teslim edilmezse, geçen her gün için cari yıl kira bedelinin %1’i oranında ceza itirazsız olarak ödenir hükmü bulunduğundan, davalının fesih tarihi 04/04/2009 ile tahliye tarihi 13/07/2009 tarihleri arası toplam 100 günlük 5.515,00-TL ödemek zorunda olduğu halde bu güne kadar herhangi bir ödemede bulunmadığını belirterek, alacağın vade tarihlerinden itibaren 6183 Sayılı Yasada belirlenen oranda uygulanacak gecikme zammı ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının daha önce kesinleşen Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/199 Esas sayılı dosyası ile cezai şart talep ettiği ve davalı aleyhine cezai şarta hükmedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında, 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre düzenlenen 25.01.2008 tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi ile dava konusu işyerinin kiralandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 11. maddesinde kiracının taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi hallerinde 2886 sayılı Kanunun 62. maddesine göre tebligat yapmaya gerek kalmaksızın sözleşmenin idarece feshedilerek kesin teminatın gelir kaydedileceği ve cari yıl kira bedeli tazminatının tahsil edileceği kararlaştırılmıştır. 14. maddesinde sözleşmenin feshi veya sözleşme sonunda taşınmaz idareye teslim edilmesze her geçen gün için cari yıl kirasının % 1’i tutarında ceza ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Davacı idare, 09.04.2009 tarihinde ihtarname göndermiş, ödenmeyen kira taksitleri nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini bildirmiştir. Fesih durumunda davalının tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için öncelikle feshin davacı idare yönünden haklı nedene dayanıyor
olması gerekir. Kira akdinin sona erme sebeplerinden biri de kiracının temerrüdü olup kira parasının ödenmemesi veya geç ödenmesi durumunda akdin feshinin biçim ve koşulları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’unun 315.maddesinde (818 sayılı BK.nun 260.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre, istenen kira parasının veya yan giderin muaccel (istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kiracıya verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür. Akdin feshi için tek başına bu koşulların bulunması yetmez. Ayrıca bu konuda tahliye talebinin ilama bağlanması gerekir. Temerrüt nedeniyle tahliye davası açma koşullarının bulunması durumunda bile mahkeme kararı ile tahliye ilamı alınmadığı sürece akdin sona erdiğinden söz edilemez. Bu itibarla feshe dayalı olarak davalıdan tazminat istenemez. Davaya konu kiralananın çatılı işyeri olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece tazminat isteminin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kesinleşen ilam nedeniyle karar verilmesi doğru değil ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi ve yeniden yargılama yapılmasında yarar görülmediğinden, kararın redde ilişkin bulunması sebebiyle sonucu itibariyle doğru olan kararın H.U.M.K.nun 438/son maddesi gereğince gerekçe değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 03/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.