Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2016/1226 E. 2016/4254 K. 31.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1226
KARAR NO : 2016/4254
KARAR TARİHİ : 31.05.2016

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde her iki taraf vekilleri de gelmediler. Taraf vekillerinin mazeretinin kabulüne karar verildikten sonra incelemeye evrak üzerinden devam edilmiş olup, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, müspet zarar istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanında; davaya konu petrol istasyonu ve müştemilatının işletilmesi konusunda davacının miras bırakanı ile davalı arasında adi ortaklık anlaşması imzalandığını, tarafların ortaklık paylarının %50-%50 olarak belirlendiğini, sonraki aşamada davacının miras bırakanına ait ortaklık hissesini davalıya kiraya verdiğini, kira süresinin 01.07.2003 tarihinde sona erdiğini, kira süresinin bitmesini müteakip taraflar arasında 4 yıl süreli yeni bir kira mukavelesi yapıldığını buna göre istasyon ve eklerinin davacı tarafından davalının yöneticisi olduğu dava dışı şirkete kiraya verildiğini, kira süresinin bitmesini müteakip yani 01.07.2007 tarihinde mevcut tesisin (benzin istasyonu ve lokanta) 8 yıllığına davacıya kiralanması konusunda anlaşmaya varıldığını, ancak davalının bu taahhüdüne uymadığı gibi açtığı ortaklığın giderilmesi davası sonunda 04.07.2008 tarihi itibariyle taşınmazın tamamına malik olduğunu, kiralanan benzin istasyonunun teslim edilmemesinden kaynaklanan müspet zararın tazmini için Mahkemesinde açtıkları davada mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalının benzin istasyonunun eklentisi olan lokantanın da teslim edilmemesinden kaynaklanan tazminat sorumluluğu olduğunu belirterek davalının lokantayı teslim etmemesi nedeniyle uğranılan müspet zarar olan 250.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında görülüp kesinleşen Mahkemesinin 2008/3 esas sayılı kararının kesin hüküm teşkil ettiğini, davadan sonra davacı ile yapılan 05.11.2010 tarihli protokol ile davacının bütün alacaklarının karşılandığı ve dava konusu taşınmazda herhangi bir hakkının kalmadığını imzası ile tasdik ettiğini, 01.07.2003 tarihli protokol ile lokantanın kullanımının bedelsiz olarak zaten davacıya bırakıldığını, davacının kendi kullanımında olan lokanta için müspet zarar isteyemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini
./..

istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Dairemizin 12.02.2013 gün 2012/16204 esas 2013/2322 Karar sayılı ilamı ile “Benzin istasyonuna ilişkin davanın eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmediği mahkemece benimsenmiş olup, bu husus temyiz konusu yapılmamıştır. Benzin istasyonuna yönelik kesinleşen mahkeme kararı lokantaya yönelik eldeki dava yönünden güçlü delil niteliğindedir. Sözleşme ile akaryakıt istasyonu ve eklentisi niteliğindeki lokantanın 01.07.2007 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile kullanımının davacıya bırakılacağı taahhüt edilmiştir. Lokantanın baştan itibaren kullanımının davacıda olması davalı yönünden taahhüdün özünde bir değişiklik meydana getirmez. Davalı, 01.07.2007 tarihinden itibaren de davacının lokantadan istifade etmesine olanak sağlayarak, taahhüdünü yerine getirmek durumundadır. Olayımızda, davacı vekili 01.07.2007 tarihinden sonrası için lokantayı kullanamadıklarını iddia etmiş, davalı vekili ise davacının kullanımının 31.12.2007 tarihine kadar sürdüğünü savunmuştur. Bu durumda, mahkemece davacının lokantaya yönelik kullanımının hangi tarihe kadar sürdüğüne ilişkin taraf delilleri toplanarak belirlenecek tarihten dava tarihine kadar olan dönem için davacının müspet zararının hüküm altına alınması gerekir ” gerekçesiyle bozularak dosya mahalline iade edilmiştir. Mahalli mahkemece, yeniden esasa kayıt edilen dosyanın yeniden yapılan yargılaması sırasında ve 20.02.2014 günlü celsede, mahkemece dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ancak 08.10.2015 günlü hükmün gerekçesinde, bozma ilamına uyulduğunun beyan edilmesine rağmen, temyiz aşamasında da savunma olarak getirilen 05.11.2010 tarihli protokol gerekçe gösterilerek yine davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu akaryakıt istasyonu ve müştemilatının işletilmesi konusunda taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmakta olup, ortaklık ilişkisinin devamı sırasında, davacının %50 oranındaki ortaklık payı 01.07.1996 tarihli protokol ile davalıya kiraya verilmiştir. 7 yıllık kira süresi sonunda taraflar arasında 01.07.2003 tarihinde yeni bir sözleşme yapılmış ve davalının istasyon ve ekleri üzerindeki kullanım hakkı 4 yıl daha uzatılmıştır. İmzalanan bu sözleşmenin “devir yasağı” başlıklı maddesinde; sözleşme bitim tarihi olan 01.07.2007 tarihinde istasyon ve eklentilerinin kullanımının 8 yıl süre ile davacıya bırakılacağı taahhüt edilmiş, istasyon sahası içindeki lokantaya ilişkin istisna getirilerek lokantanın sözleşme süresi sonuna kadar davacı tarafından işletileceği, bu kullanım karşılığında davacının herhangi bir kira ödemeyeceği kararlaştırılmıştır. Davacı vekili; davalının taahhüdüne uymadığını, istasyon ve eklerinin sözleşme sonu itibariyle müvekkiline teslim edilmediğini, davalının açtığı ortaklığın giderilmesi davası sonucunda, 04.07.2008 tarihinde taşınmazın tamamına malik olduğunu, benzin istasyonuna ilişkin daha önce açtıkları davanın kabul ile sonuçlandığını, bu davada ise lokantanın talep konusu yapıldığını belirterek lokantaya ilişkin müspet zararının tazminini istemiştir. Taraflar arasındaki kesinleşen Mahkemesinin 2008/3 esas 2010/462 karar sayılı davada benzin istasyonuna yönelik davacının müspet zararının tazminine karar verilmiştir.
İşbu davanın açılma tarihi 30.07.2010 olup dava dilekçesi davalıya 05.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 05.11.2010 tarihli protokolde; “esas sayılı dosyasında; davalının temyizden feragat edeceği, Müdürlüğünün 2010/8711 takip sayılı dosyalarından tarafların feragat edeceği, tek tek dosyalar belirtilmek suretiyle açıkça düzenlenmiş olup, eldeki davadan ve dosya numarasından ve davaya konu lokantadan hiç bahsedilmediği görülmektedir. Bu nedenle 05.11.2010 tarihli protokolün bu davadaki alacaktan ferağat niteliğinde değerlendirilmesi doğru değildir. Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, uyulan bozma ilamı davacı için kazanılmış hak niteliğindedir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. ../…
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.