YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3432
KARAR NO : 2016/3589
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, hor kullanma bedeli ve erken tahliye nedeniyle mahrum kalınan kira alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin davacıya ait taşınmazda 17/12/2013 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli sözleşme ile kiracı, davalı ….’ın ise müşterek müteselsil kefil olduğunu, davalı kiracının sözleşme süresi dolmadan kiralananı terk ettiğini, kiralananın kiracıya tam ve sağlam olarak teslim edilmesine rağmen, hasarlı olarak bırakıldığını, …… Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/30 D.İş sayılı dosyasına hasar bedelinin 9030,89 TL olarak tespit edildiğini, kiralananın 01/12/2014 tarihine kadar kiraya verilememesi nedeniyle 2014 yılı Ağustos,Eylül,Ekim,Kasım ayları kira bedelinden mahrum kalındığını belirterek 9030,89 TL hasar bedeli ile taşınmazın boş kaldığı döneme tekabül eden 21.400 TL kira bedeli olmak üzere toplam 30.430,89 TL.nin yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı kiracı vekili müvekkiline tebliğ edilmeyen tespit raporuna itiraz ettiklerini, kiralanan boşaltılmadan davacıya haber verildiğini, muvafakat alındığını ve davanın reddini savunmuş, davalı kefil vekili TBK.nun 583.maddesi gereğince kefilin kefaletinin geçerli olmadığını ve belli ve muayyen olmayan hor kullanım bedelinden sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur.
1-Davalı kefil …. vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davaya dayanak yapılan 17/12/2013 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi davalı …. tarafından müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmıştır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 583.maddesi (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanununun 484.maddesi) uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde düzenlenmesi ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça gösterilmesi zorunludur. Kefilin sorumluluğu sözleşme kapsamındaki borçlar için ve sözleşme süresince geçerli olup, davada talep edilen hor kullanmadan kaynaklanan eski hale getirme bedeli ve tazminat niteliğinde olan erken tahliye nedeniyle yeniden kiraya verme süresi (makul süre) kira bedelinin belli muayyen olduğundan sözedilemez. Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde de bu bedellerden davalı kefilin sorumlu olacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davalı kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2-Davalı kiracı vekilinin hor kullanma bedeline yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6098 Sayılı TBK.nun 316 (BK 256) maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı Kanunun 334 (BK 266) maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ancak kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. Davalının kiralananı kullandığı süre ve kullanma amacı gözetildiğinde olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranma ve eskimelerin olacağı kuşkusuzdur. Davalı kiracının kiralananı 21/07/2014 tarihinde tahliye etmesinden sonra kiralananda meydana gelen hasarların belirlenmesi amacıyla …. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/30 D.İş sayılı dosyasında 23/10/2014 tarihinde yapılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda hasar bedelinin 9030,89 TL olduğu belirtilmiş, davalı kiracı yargılama sırasında tespit raporunu kabul etmediğini bildirmiştir. Söz konusu raporların tebliğine rağmen belirli sürede itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceği veya aleyhine tespit yaptırılan kişi hakkında kesin delil niteliği kazanacağına dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle delil tespiti yoluyla alınan bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan taraf bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir. İtiraza uğrayan ve mahkemece yeni bir bilirkişi raporu ile karşılanmamış tespit bilirkişi raporu ile karar verilemez. Mahkemece yapılacak iş bir uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak zararın hor kullanımdan kaynaklanıp, kaynaklanmadığı, tespit edilen kalemlerden normal kullanımdan kaynaklanan yıpranma olup, olmadığının belirlenmesi, tahliye tarihindeki rayiç birim fiyatları üzerinden yeniden fiyat değerlendirmesi yapılması, yıpranma payı düşülüp düşülmeyeceği konusunda rapor alınması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-Davalı kiracının erken tahliye nedeniyle mahkum kalınan kira alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Kiracının, kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda kural olarak, kiracı kira süresinin sonuna kadar kiralayanın uğradığı tüm zararı ödemekle yükümlüdür. Ancak, 6098 Sayılı TBK.’nun 114. maddesi (mülga 818 Sayılı BK.nun 98.maddesi) göndermesi ile aynı Kanunun 52.maddesi (mülga BK.nun 44. maddesi) uyarınca kiraya verenin de zararın artmasına neden olmaması gerekir. Bu husus 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun 325. Maddesinde:” kiracı sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder…” denilmek suretiyle hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Ancak kiracının sorumluluğu kira süresi ile sınırlıdır.
Bu nedenle mahkemece kiralananın aynı bedel ve şartlarla ne kadar sürede kiraya verilebileceği mahallinde bilirkişi aracılığıyla keşfen tespit ettirilip, tespit edilen bu sürenin (makul süre) tahliye tarihine eklenmesiyle ulaşılacak tarihe kadar kiracının makul süre kira parasından sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde belirkişi incelemesi yaptırılmaksızın taşınmazın yeniden kiraya verildiği tarihe kadar olan kira alacağından sorumlu tutulması doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1),(2) ve (3) No’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarını kabulü ile açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.