YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/57
KARAR NO : 2016/3158
KARAR TARİHİ : 19.04.2016
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar ve davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av. . .. ile davacılar vekili Av. … geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklanması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalıya ait taşınmazın dava dışı …. tarafından 01/06/2005 başlangıç tarihli sözleşme ile kiralandığını, kira bedeline karşılık müvekkillerinin kefil sıfatıyla imzaladığı 10 adet senedi davalıya teslim ettiklerini, dava dışı kiracı şirketin taşınmazı 29/03/2009 tarihinde tahliye ettiğini, müvekkillerinin bu dönemde kiracı şirketteki hisselerini devrederek kiracı şirket ile olan ilişkilerine son verdiklerini, davalı tarafından 01/03/2010 vade tarihli senet nedeniyle müvekkilleri aleyhine takip başlatıldığını, müvekkillerinin senet nedeniyle borçlu olmadıklarını, kira sözleşmesinin tarafları arasındaki kira ilişkisi sona erdiğinden müvekkillerinin kefil sıfatıyla sorumlulukları kalmadığını belirterek takip nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kira sözleşmesi nedeniyle verilen senetlerin davacıların şirketten ayrılma tarihleri olan 04/03/2009 tarihi itibarıyla karşılıksız kaldığı, hisseyi devralan yönünden talep edilebilir duruma geldiği, davacıların şirkette faaliyette bulundukları 04/03/2009 tarihine kadar verilen senetlerin davalı tarafından tahsil edildiği, 04/03/2009 tarihinden sonra ise davacılara isabet eden bir kira borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıların Karabük 1. İcra Müdürlüğünün 2011/3124 sayılı dosyasındaki icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasında davacılardan tahsil edilen 24.688,85 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davacılara iadesine ve davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davacıların temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Davalı tarafından, 28/09/2011 tarihinde, 15/10/2007 tanzim, 01/03/2010 vade tarihli, 87.852 TL bedelli bonoyo dayanılarak takip başlatıldığı, takip konusu bonoyu davacıların kefil sıfatıyla imzaladıkları anlaşılmaktadır. 6762 sayılı TTK’nun 613. maddesi (6102 sayılı TTK’nun 701. maddesi) gereğince muhatap veya keşidecinin imzaları dışında poliçenin ön
./..
yüzüne konan her imza, avali gösteren herhangi bir kayıt bulunmasa da, aval verildiği anlamındadır. Bu nedenle bononun ön yüzünde “kefil” olarak imzası bulunan kişinin, gerçekte aval verme iradesiyle hareket ettiği, dolayısıyla aval veren olarak kabulü gerekmektedir. O halde dava konusu olayda da takip konusu bononun ön yüzünde “kefil” olarak isim ve imzası bulunan davacıların bonoda aval veren sıfatında bulunduğunu kabul etmek gerekir. 6762 sayılı TTK’nun 614/2. maddesi ” Aval veren kimsenin temin ettiği borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi aval verenin taahhüdü muteberdir.” hükmü gereğince aval veren sadece senette şekle ait bir noksan bulunması halinde sorumluluktan kurtulabilir. Bu hüküm karşısında aval ilişkisi temel ilişkiden bağımsız ayrı bir taahhüt olup keşideci yönünden senedin herhangi bir sebeple bedelsiz hale gelmesi aval taahhüdünü bertaraf etmez. Mahkemece aval verenin vermiş olduğu taahhüdün bağımsız niteliği gözetilmeksizin, davacıların, dava dışı kiracı şirket ortaklığından ayrılmaları ve ortaklıktan ayrıldıkları tarihten önce kiracı şirketin kira borcunun olmaması gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 1.350.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.