YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6383
KARAR NO : 2016/6706
KARAR TARİHİ : 15.11.2016
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı ve davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalılar vekili Av. … ile davacı vekili geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin, 01/06/2013 başlangıç tarihli, 5 yıl süreli, 2 ayrı kira sözleşmesi ile davalılara ait taşınmazları kiraladığını, depozito bedeli olarak 41.000 TL bedelli çeklerin davalılara teslim edildiğini, müvekkilin kiralananın tefrişi ve kendi işinde kullanılır hale gelmesi için KDV hariç 270.890,65 TL harcama yaptığını, taşındıktan 1-2 ay sonra belediyeden gelen ekiplerin bina hakkında yıkım kararı bulunduğunu belirterek taşınmazı acil olarak tahliye etmeleri gerektiğini bildirdiklerini, yaptıkları araştırmada taşınmazın hem kaçak yapı olduğunu hem de kamulaştınldığını, kiraya verenlerin bu durumu çok önceden bildiklerini öğrendiklerini, davalıların ayıbı saklayarak taşınmazları kiraya verdiğini, Ekim ayının başında işyerinin elektriğinin kesildiğini ve kiralananın kullanılamaz hale geldiğini, siparişlerini yetiştiremediği için itibar kaybına ve maddi zarara uğradığını, 15/11/2013 tarihli ihtarname ile sözleşmeden dönme beyanı ile birlikte maddi ve manevi zararları ile depozitonun iadesinin istendiğini, ödeme yapmayınca davalılar hakkında icra takibi başlattıklarını, müvekkilinin sözleşmeye güvenden kaynaklanan 270.890,65 TL menfi zararının tazminini talep ettiklerini, bu talebin sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek yaptıkları taşınma masrafları, kiralanana göre sistem kurma ve her türlü tefriş, tesisat ve yerleşme masraflarını kapsadığını, 41.000 TL depozito bedelinin iade edilmesi gerektiğini, 25.000 TL manevi tazminat talep ettiklerini belirterek 270.890.65 TL menfi zarar, 41.000 TL depozito bedeli, 25.000 TL manevi zarar olmak üzere toplam 336.890.65 TL alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazların dere ıslah çalışmaları kapsamında kamulaştırıldığını ve yıkım kararı verildiğini, taşınmazın yıkılmasının kaçak yapı olmasından kaynaklanmadığını, müvekkilinin ayıbı saklaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının şirket olup basiretli davranma yükümlülüğü olduğunu, sözleşmenin 7. maddesine göre, müvekkilden tadilat, tamirat için izin alınmadığını, tadilatlar için bedel talep edilemeyeceğini, talep edilen tutarın fahiş olduğunu, kamulaştırma hükümleri uyarınca müvekkillerinin sorumlu olmadığını, alacağın likit olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının manevi tazminat istemine yönelik itirazın iptali talebinin reddine, depozito bedeli 41.000 TL ve kiracının yaptığı masraflar toplamı 270.890,65 TL yönünden itirazın iptaline, alacak likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı vekilinin hükmedilen menfi zarara yönelik temyiz itirazlarına gelince,
Davaya dayanak yapılan 01/06/2013 başlangıç tarihli, 5 yıl süreli iki adet kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her iki kira sözleşmesinin 7. maddesinde, kiracının, kiraya verenin yazılı izni olmadan hiçbir tadilat yapamayacağı, kiracının, bu kapsamdaki hiçbir tadilat için her ne ad altında olursa olsun bedel, tazminat, kira bedelinden mahsup talebinde bulunamayacağı gibi tahliye halinde kiralayanın tercihine göre bila bedel terk veya eski haline getirmekle mükellef olduğu kararlaştırılmıştır. Kiralanan hakkında yıkım kararı alındığı ve 08/11/2013 tarihinde yıkıma başlanıldığı anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesinin, süresinden önce sona ermesi nedeniyle davacı, icra takibinde, menfi zarar kapsamında, taşınma masrafları, kiralanana sistem kurma ve her türlü tefriş, tesisat ve yerleşme masraflarını toplamı 270.890,65 TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Alacağın ispatı için sunulun faturalarda, nakliye giderine ait faturalar olduğu gibi taşınır nitelikte eşyalara ilişkin bir kısım faturalar bulunmaktadır. Davacı kiracı kiralanana yaptığı faydalı ve zorunlu giderlerden alıp götürülmesi mümkün olmayan ve davalı kiraya veren tarafından benimsenenlerin yapıldıkları tarihler itibariyle bedellerini vekaletsiz iş görme hükümlerine göre isteyebilir ise de; kiralananın kaçak yapı olduğunu bile bile kiralayan veya basiretli bir tacir gibi davranarak gerekli araştırma yapsaydı kiralananların kaçak olduğu için yıkım kararı bulunduğunu bilebilecek durumda olan davacının yaptığı imalat bedelleri ile nakliye giderlerinin ve taşınabilir nitelikte eşyaların bedelini kiraya verenden talep edilebilmesi mümkün değildir. Ayrıca kira sözleşmesinde, imalat bedellerinin istenemeyeceği hüküm altına alınmış ise de; kira sözleşmesinin süresi sona ermeden kamulaştırıldığı için yıkılması nedeniyle kiralananı tahliye eden davacının kural olarak kiralanana yaptığı zorunlu ve faydalı imalat bedellerini talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak, kiralananın yıkıldığı sabit ise de kamulaştırma nedeniyle mi yıkıldığı yoksa kaçak yapıldığı için mi yıkıldığı davalı kiraya verenin yapılan imalatlar için kamulaştırma yapan idareden kamulaştırma bedeli alıp almadığı hususları dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Öncelikle kiralanan taşınmazların yıkım sebebi tespit edilip davacının faydalı ve zorunlu imalat bedellerine yönelik talebi hakkında bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
3-Davacı vekilinin, depozito bedeli ile ilgili icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili icra takibinde 41.000 TL depozito bedelinin de tahsili isteminde bulunmuş, mahkemece, bu alacak kalemi yönünden itirazın iptaline, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Takip konusu depozito miktarı kira sözleşmelerinde açıkça yazılı olup davalı borçlular ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumdadır. Bu durumda alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü ile kabul edilen depozito alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatı verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 1.350.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 1.350.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 15/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.