YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/770
KARAR NO : 2016/4259
KARAR TARİHİ : 31.05.2016
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı ve davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde temyiz eden davacı vekili ile temyiz eden davalı vekilleri geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalının mülkiyetinde bulunan fuar sergi salonlarında kiracı olduğunu, davalı kiralayan tarafından ihtiyaç nedeniyle açılan tahliye davasının Mahkemesinin 2005/143 Esas-2008/658 Karar sayılı kararı ile kabulü üzerine müvekkilinin davaya konu 1,5,6 ve 7 nolu sergi salonlarından icra marifetiyle tahliye edildiğini, verilen tahliye kararının karar düzeltme aşamasında Yargıtayca bozulduğunu, bu kez mahkemenin bozma ilamına uyarak tahliye isteminin reddine karar verdiğini, müvekkilinin ret kararı doğrultusunda salonları 02.12.2009 tarihinde üçüncü kişi konumunda olan ’den teslim aldığını, icra marifetiyle tahliyenin gerçekleştirildiği 24.12.2008 ile salonların müvekkiline teslim edildiği 02.12.2009 tarihleri arasındaki dönem için müvekkilinin kira borcundan sorumlu tutulamayacağını belirterek bu dönem kira paralarına ilişkin müvekkili hakkında yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı vekili; tahliye kararının infaz edilmediğini bu nedenle talep edilen döneme ilişkin kira bedellerinin de ödenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece asıl alacak yönünden davanın reddine, faiz başlangıç tarihi olarak Haziran ayının sonu alınması gerekçesi ile faiz yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının faize ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Emredici hukuk kuralları, uyulması her koşulda herkes için zorunlu olan, ilgililerin isteği ile aksi kararlaştırılamayan kurallardır. Bu tür kuralların uygulanmasını gerektiren ilişkinin veya olayın tarafları, iradeleriyle emredici hukuk kuralları üzerinde etkide bulunamazlar. Ortada emredici hukuk kuralı varsa, her durumda o kural uygulanır. Bu kurallar esasen aksi kararlaştırılamayan, aksine davranış sergilenemeyen kurallar niteliğindedir. ./..
Tamamlayıcı hukuk kuralları ise, ilgililerin aksine bir düzenlemeye gidebilecekleri hukuk kurallarıdır. Bu tür hukuk kuralları, aksi kararlaştırılmadıkça uygulama alanı bulur. Başka bir ifadeyle tamamlayıcı nitelikte bir hukuk kuralı, ilişkiye ancak taraflarca başka bir kural konmamışsa uygulanabilir. Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan birçok hüküm tamamlayıcı hukuk kuralı niteliğindedir.
Taraflar arasındaki 01.09.1993 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. taraflar arasında imzalanan ek sözleşmenin 2.5.1 maddesi ile kira bedellerinin 3 er aylık taksitler halinde Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmış olup sözleşme serbestisi doğrultusunda özgür irade ile kararlaştırılmış bu hüküm tarafları bağlar. TBK. nun 91. maddesinde “Borcun ifası için bir ayın başlangıcı veya sonu belirlenmişse, bundan ayın birinci ve sonuncu günü; ayın ortası belirlenmişse, bundan da ayın onbeşinci günü anlaşılır. Borcun ifası için gün belirtilmeksizin sadece ay belirlenmişse, bundan o ayın son günü anlaşılır.” düzenlenmesi de tamamlayıcı hukuk kuralı niteliğindedir. Çünkü bu kural taraflarca aksi kararlaştırılabilir, farklı bir şekilde düzenlenebilir. Bu nedenle davacı tarafından kira bedelinin ayın son gününde ödenmesi gerektiğine ilişkin bir savunma getirilmediğine göre mahkemenin resen ödeme gününün Haziran ayının son günü olduğu şeklindeki tespiti doğru değildir. Bu durumda vadenin ayının 5. günü olarak kabulü ile sonucuna göre faiz hesabı yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 1.350.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.