Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2016/7878 E. 2016/6696 K. 14.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7878
KARAR NO : 2016/6696
KARAR TARİHİ : 14.11.2016

İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının dava konusu taşınmazda kiracı olarak bulunduğunu, davalı borçlu aleyhine ödenmeyen kira borçları nedeniyle icra takibi başlattıklarını, borçlunun süresi içinde itiraz etmediği gibi, 30 günlük yasal süre içerisinde kira borcunu da ödemeyerek temerrüde düştüğünü ileri sürerek, davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; kira sözleşmesinin taşınmazın maliki adına vekaleten davacı … ile müvekkili davalı … arasında imzalandığını, iş bu davanın kira sözleşmenin tarafı olan tarafından açılmadığı gibi e vekaleten de açılmadığını, hem icra takibinde hem de dava dilekçesinde taraf olarak yalnızca …’in gösterildiğini, oysaki …’in sözleşmenin tarafı olmadığını ileri sürerek öncelikle husumet yokluğundan davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, takip dosyasına itiraz etmeyen ve daha sonra haciz tutanağı ile borcu kabul eden borçlunun yargılama sırasında davacının sıfatına itiraz etmiş olmasının hakkın kötüye kullanılması olduğu, davalının takibe konu kira bedelini de ödemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmiştir.
Davaya konu edilen 25.09.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi incelendiğinde, kiraya verenin adına …, kiracının … olduğu, sözleşmenin adı geçenler tarafından imzalandığı, davaya dayanak yapılan esas sayılı icra takibinin … tarafından verilen vekaletname uyarınca Av. … tarafından başlatıldığı, itirazın iptali davasının da yine … vekili tarafından onun adına açıldığı anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesinin tarafı olup, … adına hareket ederek temsil yetkisine istinaden sözleşmeyi imzalamıştır. Buna göre kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın da temsil edilen yönünden hukuki sonuç doğuracağı açıktır.adına hareket ettiği anlaşılan …’in şahsen icra takibi başlatarak dava açmış olmasında aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.