Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/1056 E. 2021/256 K. 21.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1056
KARAR NO : 2021/256
KARAR TARİHİ : 21.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün taraf vekilleri tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av. …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında Sistem Kullanım Anlaşması bulunduğunu, davalı şirket tarafından, anlaşmanın 10. maddesi uyarınca, müvekklinin ölçüm noktasından çektiği endüktif reaktif enerjinin ve vereceği kapasitif reaktif enerjinin, aktif enerjiye oranının mevzuat ve sözleşmeye uygun olmadığı gerekçesiyle ceza faturalarının gönderildiğini, fatura bedellerinin ihtirazi kayıtla ödenmek zorunda kalındığını, müvekkili şirket tarafından enerji alışına ilişkin herhangi bir ihlâlin söz konusu olmadığını, ihlâl olduğu kabul edilse dahi, anılan madde uyarınca ihlâl sebebiyle cezai şart uygulanabilmesi için kullanıcıya yazılı bir uyarıda bulunulmasının ve bu uyarıda, ihlâlin ortadan kaldırılması için kullanıcıya makul bir süre tanınmasının zorunlu olduğunu, bu hususun yerine getirilmemesi nedeniyle ceza faturalarının sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek, 473.997,45 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek amme alacaklarına uygulanan faiziyle istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki 07.06.2012 tarihli sözleşmenin 9. maddesinde herhangi bir uyarı koşulunun bulunmadığını, sözleşmeye aykırılık nedeniyle oluşan ihlâl nedeniyle yapılan hesaplamanın ve düzenlenen faturanın mevzuata uygun olduğunu, maddede düzenlenen bazı ihlâllerin süreklilik arzeden ihlâller olduğunu ve dolayısıyla düzeltilebilecek nitelikte ihlâller olmadığını, gerçekleştiği anda sona eren ihlâller olduğundan somut olay yönünden önceden uyarı yapılmasının sonuca etkili olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 473.997,45 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 07.05.2018 tarih ve 2016/1486 E., 2018/2945 K. sayılı ilamıyla, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile, taraflar arasında 07.06.2012 tarihinde sözleşmenin revize edildiği, revize edilen sistem kullanım anlaşmasında uyarı koşulunun bulunmadığı, ceza faturalarının hangi döneme ait olduğu ve uyarı koşulu bulunmayan ve revize edilen sözleşmenin mi yoksa uyarı koşulu bulunan önceki sözleşmelerin mi ihlâl edildiğinin üzerinde durularak, gerekirse bu konuda ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, mahkemece yapılacak inceleme sonunda davacının iadesi gereken alacağının bulunduğunun anlaşılması halinde, taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olması ve tarafların ticari faaliyetlerinden kaynaklanması sebebiyle avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalının önceden uyarı yapmadan uygulamış olduğu cezalara ilişkin 31 adet faturadaki ceza tutarları toplamının 295.183,73 TL olduğu ve davacı tarafından ihtirazi kayıtlarla ödenmiş olduğu, bu miktarın davalı tarafından davacıya geri verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 295.183,73 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki sistem kullanım anlaşması uyarınca davalı tarafından düzenlenen ve davacı tarafça ödenen ceza faturalarının hukuka aykırı olduğunun tespiti ve ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
02/12/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş, buna göre “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen ceza-i şartları ve diğer yaptırımları uygulamak” TEİAŞ’ın görev ve yükümlülükleri arasında gösterildikten sonra 6446 sayılı Kanun’a Ek madde 3 ile “8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür.” hükmü eklenmiş, 46. madde ile de Kanun’un yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.
Bu bağlamda, 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği hükme bağlandığından yargı yoluna ilişkin bu değişikliğin usul hükmü niteliğinde olduğu, derhal ve kesinleşmemiş tüm uyuşmazlıkları da kapsar şekilde uygulanması gerektiği anlaşıldığından 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden mahkeme kararının bozulması uygun görülmüştür.
2-Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 21.09.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.