YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2662
KARAR NO : 2021/2095
KARAR TARİHİ : 08.12.2021
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DRC. MHK. : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, 08.12.2021 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
– MUHALEFET ŞERHİ –
Davacı, davalı yüklenici ile bedel karşılığı inşaat sözleşmesi yapmış davacı 426.000,00 TL olan toplam bedelin 360.000,00 TL’lik kısmını ödemesine rağmen, yüklenici işi yarım bırakarak iş yerini terk etmiştir. Davacı, fazladan ödediği meblağ ile, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle yoksun kaldığı kâr ile maddi –manevi zarar ve ziyanının tazmini için dava dilekçesiyle 10.000,00 TL, ıslah dilekçesiyle talebini 210.563 TL artırarak 220.563 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiş, mahkeme sadece inşaat bedelinden fazla olan ödeme olan 31.679 TL hükmetmiş, davacının, diğer menfi zararlara hükmedilmediği gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuş, istinaf başvurusu yerinde görülmeyerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili bu kararı temyiz etmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde genel ifade kullanarak “müspet zarar ve diğer zararlarını” istinaf dilekçesinde ise, menfi ve müspet zararlarının tazminini talep etmiştir. Davacının özellikle menfi zararlarının ne olduğu konusunda açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkeme ön inceleme duruşmasında zararların hangi kalemlerden oluştuğunu açıklığa kavuşturma yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi sonradan da bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek HMK’nın 31. maddesi gereğince hâkimin “davayı aydınlatma ödevi” ihlal edilmiştir.
Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu (yüklenici) temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse; alacaklı (iş sahibi), sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir (TBK.m.125). Bir başka değişle, sözleşmeden dönme, yerine getirilen edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde geri verme yükümlülüğünü doğurduğu gibi sözleşmenin hükümsüz kalmasından kaynaklanan zararların da “menfi zarar” kapsamında tazmin edilmesini gerektirir.
TBK’nın 125/2. fıkrası gereğince iş sahibinin sözleşmenin hükümsüz kalmasından kaynaklanan zararlarını menfi zarar kapsamında talep edebilmesi için, yüklenicinin kusurlu olması, temerrüde düşmesi ve iş sahibinin sözleşmeyi geriye etkili feshetmesi gerekir. Yüklenicinin kusuru, kast veya ihmal şeklinde olabilir.
Menfi zarardan maksat; sözleşmenin uygulanacağına güvenilerek yapılan ve malvarlığını eksilten harcama ve giderler, sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle iş sahibinin yapmak zorunda kalacağı giderler, özellikle ilk yüklenici ile sözleşme yapması nedeniyle başka bir yüklenici ile daha elverişli sözleşme yapma fırsatının kaçırılması ya da işin tamamlanması için ilk yükleniciye ödenmesi gerekenden daha fazla ödenecek bedel nedeniyle ortaya çıkan zararların tamamına denir. Menfi zarar, sözleşmenin geriye etkili feshinin hüküm ve sonuçlarını doğurduğu tarih esas alınarak hesaplanır. Nitekim 15.Hukuk Dairesi bir kararında, “menfi zarar kapsamına, sözleşmenin ifa ile bitirileceğine güvenilerek başka bir yüklenici ile sözleşme yapma fırsatının kaçırılmasından doğan zararın da gireceğini” belirtmiştir. (15. Hukuk Dairesi, 27.2.2006. T., 2005/8092; 1027)
Somut olayda, davacı iş sahibinin talep ettiği menfi zarar kalemleri açık olmadığından “vakıaların hukuki nitelendirilmesinin hâkime ait olduğu” ilkesi de dikkate alınarak HMK’nın 31. maddesinin hâkime yüklediği ödev çerçevesinde talep edilen meblağın hangi zararlar için olduğu ve her bir zarar çeşidi için ne miktar tazminat talep edildiği davacıya açıklattırılmalı ve davacıdan talep ettiği zararları ispatlaması istenmelidir.
Öte yandan, İBBGK’ nun 24.05.2019 tarih, 2017 /8 Esas; 3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması hâlinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilmesi gerekir. Yukarıda izah edilen nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının bozulması gerekirken onanmasına muhalifim.