YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4172
KARAR NO : 2023/2934
KARAR TARİHİ : 25.09.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/180 E., 2022/649 K.
HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurularının Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2012/559 E., 2020/96 K.
Taraflar arasında asıl davada itirazın iptali, birleşen davada tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı-asıl davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı-asıl davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında “Milk-Run Sözleşmesi” ve “Depo ve Hat Besleme Sözleşmesi”nin imzalanmak üzere hazırlandığını ve sözleşme hükümleri doğrultusunda davacı şirket tarafından 2011 Temmuz ayından Ekim ayına kadar davalının depo yerleşkelerinde lojistik hizmeti verildiğini, müvekkil firmanın sözleşmenin imzalanacağına dair vaatler ve davalının talepleri doğrultusunda sözleşme içeriğine göre hizmet vermeye devam ettiğini, edimlerin tam ve eksiksiz olarak ifa edildiğini ancak davalı yanın sözleşmeyi imzalamadığını ve ödemelerini yapmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen dava davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2011 yılında Adapazarı- Sakarya’daki üretim tesislerinin işleyişini revize ederek geliştirmek maksadıyla davalı şirket ile ileriye dönük işbirliği hazırlık çalışmalarına başladığını, 2011 yılı Temmuz ayında davalının “Milkrun” ve “Lojistik, Depolama ve Üretim Hattı Besleme” hizmetlerini teklif ettiğini, sözleşme imzalanması gayesi ile taraflar arasında birçok görüşme ve mail yazışmalarının gerçekleştiğini, 2011 yılının ilgili dönemlerinde davalı tarafından layıkıyla verilemeyen hizmet ve yürütülemeyen operasyonel işlemler ile ilgili davacı şirketin zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 426.409,86TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirketin 2011 yılında kendi alanlarında yürütmekte oldukları proje çalışmalarını ticari işbirliğine taşımak amacıyla bir araya geldiklerini, taraflar arasında 2011 yılında yaşanan süreci tarafların birbirini anlama gözleme süreci olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasında yapılması gereken işlemler ve alınması gereken hizmetler konusunda yazılı ve sözlü tamamlanmış bir mutabakat bulunmadığını, tarafların yetkililerince imzalanmış bir sözleşmenin de olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar nedeni ile müvekkili şirketin sorumluluğunu haksız fiil hükümlerine dayandırdığını, bu durumda haksız fiilin sorumluluğunun kurucu unsurlarını ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacı beyanlarının soyut iddialara dayalı olup somut herhangi bir kanıt ileri sürülmediğini, müvekkilinin davacıya ihtiyaç duyduğu hizmetleri sağladığını, müvekkilinin haksız fiil sorumluluğuna yol açan davranışının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek asıl davada tahsil edilmek istenen faturalar yönünden başlatılan icra takibine itirazın iptali talebi; gerekse birleşen davadaki maddi tazminat talebinin ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı-asıl davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararı, dava dilekçesi, tanık beyanları, bilirkişi raporları tekrar edilerek, müvekkili şirketin projenin uygulanabilmesi için müşterinin kurumsal kendi uygulamaları ve programları ile kendi sistemi arasında entegrasyon yaptığını, genel işleyişin davalı projesinde uygulanmış olmasına rağmen … Sanayi Ve Ticaret A.Ş.’nın üzerine düşen görevleri yerine getirmemesi sebebiyle işletilemediğini, asıl sorunun davalı tarafça kullanılan kurumsal uygulama olan SAP sistemindeki kurgusal sorunlar ve davalı şirket tarafından bilgilerin yanlış girilmesi olduğunu, davalı şirketin SAP ile sinyal yollamak, malzeme çekimini gerçekleştirmek tesellüm emirlerini ve yedek parça siparişlerini yollamak gibi işlemleri gerçekleştiremediği için hiçbir bilginin müvekkili şirkete doğru gelmediğini, tanıkların beyanları ile kanıtlandığını, entegrasyonun online aşamada kalmadığını, ancak davacının kullandığı program ile müvekkilinin kullandığı programın birbirine entegre olmadığını, müvekkilinin bu iş için entegrasyon çalışması yaptığını ve mesai harcadığını, fazla mesai yapılması ve bu fazla mesailere onay verilmesinin hizmet verdiğinin kanıtlarından biri olduğunu, sistemden emirlerin yanlış gelmesi üzerine personellerin fazla mesaiye kalarak manuel olarak siparişlerin düzeltildiğini, davalı … Sanayi Ve Ticaret A.Ş. müvekkili şirkete ait WMS sisteminin davalıya ait SAP sistemini entegre edilmesi için üzerine düşen görevleri yerine getirmediği ve implementasyon sürecinin işlememesine kendi kusuru ile sebep olduğunu, davalının kendi kusuru nedeni ile müvekkilinin bedel talep edemeyeceği sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, davalının şirket içinde kullandığı programın SAP olduğunu, bu sistemin doğru işlemediği, müvekkili şirket sistemine doğru yanlış bilgiler aktarıldığını gösteren delillerin dosyada bulunduğunu, müvekkili tarafından kullanılan WMS programının gelişmiş bir program olduğunu, birçok depo projesinde SAP sistemleri ile defalarca entegre edildiğini, müvekkili şirket tarafından aynı hizmetin verildiği birçok müşterileri olduğunu, hiçbir sorun olmadığını, bilirkişi raporları ile kanıtlanan davalarının reddine karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve asıl davadaki taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı -asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; haksız fiile dayalı tazminat taleplerine dair bir bilirkişi raporu alınmadığını, … Lojistik Ltd. Şti. ile olan projenin en basit anlatımla, üretimden depoya gelen malzemelerin kayıtlarının doğru tutulması, depodaki fiili stoklar ile bilgisayar sistemindeki kayıtların birebir doğru olması işlemlerini içerdiğini, genel olarak depo işlemleri doğru yapılmadığında stokların bilgisayar kayıtlarında uygun tutulmadığında, üretim aksaması / üretim kaybı ve stok problemleri oluşturduğunu, eksik sipariş verildiğinde üretimin ihtiyacı olan malzemenin tedarik edilememiş olacağını, üretimin aksayacağını, bu problemlerinde araçların geç teslimine neden olacağını, fazla sipariş verildiğinde ihtiyaçtan fazla malzemenin tedarik edileceğini ve bunun da stok yükü oluşturacağını ve finansman maliyetine sebep olacağını, müvekkili şirketin üretim projesi hayata geçmeden önce … Lojistik Ltd.Şti. tarafından analiz edildiğini, davacının basiretli bir tacir gibi uzmanı olduğunu iddia ettiği işi yapamadığını, … Lojistik Ltd. Şti.’nin hukuka aykırı fiilleri kusurlu hareketinin müvekkiline zarar verdiğini, müvekkilinin uğradığı zarar ile fiili arasındaki nedensellik bağı ve kusurun açıkça ortaya konduğunu, hangi sebeple bu unsurların oluşmadığının hiçbir bilirkişi raporunda açıkça belirtilmediğini, zarar kalemlerini hesaplayacak bilirkişilerden rapor alınmaksızın davanın reddine karar verildiğini, tüm bilirkişi raporlarında davacı karşı davalının entegrasyonu sağlayamadığı ve buna ilişkin ücret talep edemeyeceğinin belirtildiğini, davacının davasının bilirkişi raporu ile detaylı şekilde incelendiğinden mahkemenin asıl dava olan itirazın iptali davasının red kararının hukuka uygun olduğunu, davacı tarafça kötü niyetle icra takibi başlatıldığından aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmemiş olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, birleşen davanın reddi kararının kaldırılmasını ve asıl dava yönünden davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf beyanları ile ileri sürülen iddia ve savunmalardan, taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme ilişkinin mevcut olduğu sabit olduğu, davacının başlattığı icra takibinde haksız olmasına rağmen kötü niyetli olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, davacı şirketin takip konusu fatura alacağına hak kazandığını, karşı davacı şirketin ise davacının haksız eylemleri nedeniyle maddi tazminata hak kazanacağını geçerli delillerle ispat edemediği gerekçesiyle verilen mahkeme red kararında bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı-asıl davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
2. Birleşen davada davacı -asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere ek olarak 22.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda inceleme kısmı ile sonuç kısmı birbiriyle çelişki içerisinde olmakla davacı tarafa mı davalı tarafa mı kusur yüklendiği anlaşılamadığı, zararın ispatı için yalnız tanık delili sunulmadığını, gerek dava dilekçesinin ekinde gerekse beyan dilekçesinin ekinde bir çok yazılı delilin sunulduğunu, fazla mesai ve ulaşım maliyetlerine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dosyada mevcut olduğunu, müvekkili şirketin ortalamasının üzerinde bir fazla mesai maliyetinin doğduğu bu fazla mesai çalışmasına bağlı olarak ulaşım ve servis maliyetinin yeni ortalamanın çok çok üzerinde bir meblağa ulaştığı müvekkili şirket kayıtlarında puantaj ve ücret bordrolarında kesilen faturalardan açık olduğunu, tüm üretim hattını ilgilendiren ve birçok problem ve aksaklığın yaşanmış olduğu sürece ilişkin olarak müvekkili şirketin hiçbir zararının doğmadığının kabulü hayatın olağan akışına aykırı olduğunu temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, fatura bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen dava maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.