YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4233
KARAR NO : 2023/3828
KARAR TARİHİ : 14.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1871 E., 2022/1223 K.
DAVA TARİHİ : 30.04.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/205 E., 2019/271 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı vakıf arasında 09.10.2010 tarihli davalı vakfa ait hastane binasının tamamlanması ve bir kısım vakıf borçlarının da üstlenilerek ödenmesi karşılığında taşınmaz hisse satışı ve intifa hakkı tesisine ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşme gereği 10295 ada 16 parselin ½ hissesinin müvekkiline devredildiğini, kalan ½ hissede ise müvekkili lehine 20 yıl süreli intifa hakkı tescil edildiğini, sözleşmenin 3. maddesinde ‘‘gayrimenkulün emlak vergileri tarafların kendilerine ait olacaktır’’ şeklinde mutabakata varılmasına karşın davalı vakfın sorumlu olduğu emlak vergilerinin müvekkilince ödendiğini, davalının sorumlu olup da müvekkilince ödenen bedellerin tahsili için başlatılan takibe haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili vakfın 03.04.986 tarih ve 86/10555 sayılı karar ile vergiden muaf olduğunu, vergiden sorumluluğun davacıda olduğunu ve alacak iddiasını ispatlayamadığını, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 3. maddesine göre bina vergisini, binanın maliki, barsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin davacının ödediği bedellerden bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşme ve ek sözleşme kapsamında; İstanbul, Şişli, Kaptanpaşa mahallesi, Darüleceze Caddesi, no: 14 adresinde bulunan taşınmaz üzerinde A ve B bloktan müteşekkil hastane binasının mevcut haliyle 1/2’sinin KLN şirketine satışının, devir ve temlikinin yapılması, kalan 1/2 kısmın …’na kalması ve vakfa kalan kısım üzerinde KLN şirketi lehine 20 yıl süre ile intifa hakkı tanınmasının kararlaştırıldığı, KLN şirketi 1/2 mülkiyet hakkı yanında kalan 1/2 kısım yönünden ise intifa hakkını 20 yıl süre ile devralıp karşılığında da davalı vakfa ait arsa üzerinde hastane binasını tamamlayacağı, ayrıca vakfın bir takım borçlarını üstlenerek ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davacı şirketin davalının mülkiyet hakkına sahip olduğu; intifa hakkının ise kendisine ait olduğu 1/2 pay yönünden de davalının bina vergilerini tabiat varlıklarının korunması vergilerini ve vergi ziyaı cezalarını ödediği, kamuya yararlı vakıfların, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu 3. maddesinde ve 4 maddesi bina vergisinden daimi olarak muaf olduğu düzenlemesinin bulunduğu, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait binalar bilirkişi raporunda bina vergisi ile ilgili ödelerin 1835 sayılı Yasa kapsamında yapıldığının belirtildiği, ancak yapılan ödemelerin 1319 sayılı Kanuna göre yapılmış ödemeler olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığının 1319 sayılı Kanun 3. maddesine uygun görüşüne göre, davalı, vergi muafiyetine tabi kabul edilmezse dahi intifa hakkı sahibi olarak davacının dava konusu yapılan vergileri ödemesinin gerekli olduğu, davalı vakfın emlak vergisinden 03.04.1986 tarih ve 86/10555 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca muaf olduğu, 1319 sayılı Kanun 4. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı kapsamında davalının emlak vergisi yönünden muafiyeti bulunduğu, davacının kendi 1/2 mülkiyet hissesi için vergi ödemesi yaptığı sırada davalının 1/2 mülkiyet hissesi için de ödeme yapmış olmasının davalıyı kendiliğinden vergi ödeme yükü adına sokmayacağı, davalının muaf olduğu bir konuda vergi yükü altına konulamayacağı, davalının muaf olduğu vergiyi ödeyen davacının, husumeti vergiyi ödediği belediyeye yöneltmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.3.maddesindeki “İş bu sözleşmeden doğan vergi,resim ve harçlar ile gayrimenkulün emlak vergileri tarafların kendilerine ait olacaktır” düzenlemesi sebebiyle, davacının davalı hissesi için yaptığı ödemeden davalının sorumlu olacağı düşünülse de davalının vergi muafiyeti nedeniyle esasen olmayan bir borcunun dava ve takip konusu yapıldığının göz ardı edilmemesi gerektiği, öte yandan intifa hakkı sahibi olarak bina vergisinden sorumlu olan davacının, davalının vergi muafiyeti olsa da olmasa da bina vergisini intifa hakkı sahibi olarak 1319 sayılı Yasanın 3. maddesi kapsamında ödemesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 09.04.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı süresi içerisinde usulüne uygun olarak itiraz edilmemesine rağmen mahkemece ek rapor alınmasına bile gerek görmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin 29.11.2018 tarihli duruşmanın 7 numaralı ara kararı ile bilirkişi tarafından 09.04.2019 tarihli rapor tanzim edildiğini, bilirkişi raporu ile davacının davalıdan 728.144,27 TL asıl alacak ve 334.782,96 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 1.062.927,73 TL alacaklı olduğu, aylık %1,40 oranında faiz oranının uygulanması gerektiği yönünde rapor sunulduğunu, bilirkişi raporuna davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediğini, mahkeme tarafından bilirkişi raporuna rağmen aykırı karar verdiğini, mahkeme tahkikat bitirilmeden HMK 184. maddesindeki usullere uyulmadan, sözlü yargılama aşamasına geçmeden alel acele karar verildiğini, 03.04.1986 tarih ve 86/10555 sayılı Bakanlar kurulu kararında davalı Vakfa 903 sayılı kanun ve vakıflar senedine uygun faaliyette bulunduğu dönemlere münhasır olmak üzere vergi muafiyeti tanındığını, davalının beyan dilekçesinde Vakıf yöneticilerinin görevden alındığını kayyım tarafından yönetildiğini dolayısıyla Vakıf senedine uygun faaliyette bulunmadığını, Vakıflara vergi muafiyeti tanınmasının şartları bulunduğunu, Vakfın yıl içinde elde ettiği brüt gelirinin en az 2/3 ünün sağlık sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma faaliyetlerine harcanacağının yazılı olması ve son bir yılda bu koşula fiilen yerine getirmiş olması ve vergi muafiyetinin devamı süresince de bu şartları uyması gerektiğini, bu husus Maliye Bakanlığı’nın Vakıflara vergi muafiyeti tanınması hakkında genel tebliğ başlıklı tebliğinde düzenlendiğini, davalı vakfın 20.05.2016 tarihli 3 numaralı denetim raporunun sonuç ve kanaat bölümünde … Vergi muafiyetinin kaldırılması noktasında konunun Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca Vakfın 2015 yılı harcamaları da dikkate alınarak incelemesinin yerinde olacağı şeklinde görüş bildirildiğini, davalı Vakfın muafiyet şartlarını taşımadığının İstanbul 21.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/267 esas sayılı dosyasında sunulan raporlarda da görülmekte olduğunu, Şişli Belediye Başkanlığı tarafından emlak vergisi tahakkuk ettirilmesinin davalı Vakfın vergi muafiyeti olmadığının en iyi kanıtı olduğunu, belediye tarafından gayrimenkulü bir bütün olarak değerlendirerek vergi belirlediğini, mahkeme inceleme yapmadan sadece güncel bilgi olup olmadığı bile belli olmayan internet sitesi bilgisine istinaden davalı Vakfın Vergi Muafiyeti olduğunu kabul etmesinin hatalı olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında hatalı olarak sözleşmenin 8.3 maddesinde “iş bu sözleşmeden doğan vergi, resim ve harçlar ile gayrimenkulün emlak vergileri tarafların kendilerine ait olacaktır” şeklinde düzenleme bulunmasına rağmen mahkemenin aksine karar verildiğini, vergilerden davalı vakfın sorumlu olduğunu, Şişli Belediye Başkanlığına yazılan müzekkereye verilen 25.02.2019 tarihi cevapta, emlak ve çevre temizlik ödemelerinin tamamının KLN şirketi tarafından ödendiğinin bildirildiğini, tüm vergilerin davacı tarafından ödendiğini, sözleşme gereğince davalının hissesi itibariyle sorumlu olduğunu, davalının muhatabının Şişli Belediye Başkanlığı olduğunu, mahkemenin gerekçesinin hukuki değerinin bulunmadığını, mahkeme gerekçesinde 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 3. maddesinde yer verilmesinin de bir önemi bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8.3 maddesinin açık olduğunu, vergi sorumluluğunun davalıya ait olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davalıya ait gayrimenkul’ün 1/2 hissesinin davacıya devredilmiş, kalan 1/2 hisse üzerinde davacı lehine 20 yıl süreli intifa hakkı kurulmuş, sözleşmenin 8.3.maddesinde “İş bu sözleşmeden doğan vergi, resim ve harçlar ile gayrimenkulün emlak vergileri tarafların kendilerine ait olacaktır” hükmü düzenlenmiş olduğu, somut olayda, taraflar arasındaki 09.10.2016 tarihli hastane binasının tamamlanması, hisse satış ve intifa sözleşmesi gereğince, davalı tarafından sahibi olduğu gayrimenkulün 1/2 hissesi davacı tarafa devredilmiş, ayrıca kalan 1/2 hissesi üzerine davacı lehine 20 yıl süre ile intifa hakkı kurulmuş olduğu, davalı … 03.04.1986 tarih ve 86/10555 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre kamu yararına vakıf olması sebebiyle emlak vergilerinden muaf tutulmuş olduğunun görüldüğü, ayrıca 1319 sayılı Kanunun 3 ve 4. maddesi gereğince Emlak vergisinden kamu yararı vakıf olması sebebiyle muaf durumunda olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığından alınan cevabi yazıya göre emlak vb vergilerden öncelikle kullanan durumunda olan intifa hakkı sahibinin sorumlu olduğunun bildirildiği, tüm bu hususlar göz önüne alındığında, davalının sahip olduğu 1/2 hisse için vergi muafiyeti bulunduğundan, davacı tarafından davalı adına yapılan ödemeler sebebiyle davalıya rücu edilmesinin mümkün olmadığı, mahkemece bu hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuş, öte yandan, 20/06/2019 tarihli duruşmada tahkikat aşamasının sona erdirildiği ve HMK’nın 186. maddesi gereğince sözlü yargılama aşamasına geçilip taraf vekillerinden son sözlerinin sorulduğu, beyanlarının alındığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiş, incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkidir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK 67. maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Taraflar arasında davalı vakfa ait hastane binasının tamamlanması ve bir kısım vakıf borçlarının da üstlenilerek ödenmesi karşılığında taşınmaz hisse satışı ve intifa hakkı tesisine ilişkin 09/12/2010 tarihli sözleşme imzalanmıştır.
2.1. Taraflar arasında 14.02.2014 tarihinde, asıl sözleşmenin uygulanması sırasında ihtarname ve dava yolu ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların sulhen giderilmesi amacı ile ek sözleşme imzalamışlardır.
2.2. Sözleşme konusu İstanbul, Şişli Kaptanpaşa mahallesi 10295 ada 16 parsel nolu taşınmazın, ½ hissesi davalı vakıf adına 16.12.2010 tarihinde tescil edilmiş olup 30/12/2010 tarihinde davacı şirket lehine 20 yıl süre ile intifa hakkı tescil edilmiştir. Kalan ½ hisse 16/12/2010 tarihinde davacı şirket adına tescil edilmiştir.
2.3.Şişli Belediye Başkanlığı Mal Hizmetler Müdürlüğü 04.12.2018 tarihli yazısında davacı şirketin 10295 ada 16 parselde kayıtlı taşınmaz ait 04/12/2018 tarihi itibarı ile gecikme zammı dahil toplam borcunun 1.131.741,74 TL olduğu belirtilmiştir.
2.4. Davalı vekilinin 08/05/2019 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu belgelerin tetkikinde;
– Davalı vakfın 03/04/1986 tarihli 86/10555 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile vergiden muaf tutulduğu,
– Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 11/04/2011 tarihli yazısına göre
‘‘… 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 3. maddesinde ‘’ Bina vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler öder’’ hükmünün yer aldığı,
Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 794 ve izleyen maddelerinde düzenlenen intifa hakkı, sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi veren bir hak olup taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulmaktadır. Bu hükme göre bir binanın intifa hakkına sahip olunması halinde malik değil, intifa hakkı sahibi emlak vergisi mükellefi olmaktadır. Bu nedenle , gayrimenkulün intifa hakkına sahip olanın emlak vergisini ödemesi gerekmektedir…’’ belirtilmiştir.
2.5. 09/12/2010 tarihli sözleşmenin “Diğer Hükümler” başlıklı 8. maddesinin 3. fıkrasında; “…İşbu sözleşmeden doğan vergi, resim ve harçlar ile gayrimenkulün emlak vergileri tarafların kendilerine ait olacaktır…”, düzenlemesi mevcuttur. Bu madde davalıya yükümlülük gereği vergi borcu yüklese de davalı vakfın 03.04.1986 tarihli 86/10555 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile vergiden muaf tutulduğu, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 3. maddesine göre de intifa hakkı sahibi olarak davacının vergi yükümlülüğü bulunduğu, davacının ödediği emlak vergilerinin intifa hakkı tesis edilen bölüme ilişkin olduğunu beyan ettiği, bu hali ile davacının intifa hakkı tesisi yapılan kısma ilişkin ödediği verginin davalıdan tahsiline ilişkin talebin ve davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yan bulunmadığı anlaşılmıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
14/11/2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.