YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3763
KARAR NO : 2014/1087
KARAR TARİHİ : 23.01.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4926 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Katılan idare yetkilisinin 27.12.2010 tarihli dilekçesine yönelik yapılan incelemede;
Katılan idare yetkilisinin 27.10.2010 havale tarihli dilekçesi, dava konusu nakil aracının teminatsız olarak sahibine iadesine yönelik mahkemenin 07.12.2010 tarihli ara kararına itiraz mahiyetinde bulunduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Mahkemenin anılan ara kararı, davayı sona erdiren bir karar olmayıp itiraza tabi olduğu cihetle gereği mahallinde değerlendirilmek üzere dosyanın incelenmeksizin iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
II-Sanıkların temyizine yönelik yapılan incelemeye gelince;
1-Sanıklardan …’in sabıkasında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının davayı sona erdiren nihai bir karar olmadığı nazara alınmadan ve başkaca bir neden gösterilmeden yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2012 gün ve 2011/7-465 Esas, 2012/11 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı yasanın 5/son maddesinde belirtilen toplu kaçakçılık suçunun iki kişi tarafından işlenebileceğinin belirtilmiş olması karşısında, sanıkların birlikte işledikleri fiilden dolayı eylemlerinin toplu kaçakçılık olarak değerlendirip buna göre sanıklara suça konu eşyanın bilirkişi tarafından tespit edilen CİF değeri üzerinden hesaplanan gümrüklenmiş değerinin 4.5 katı üzerinden müteselsilen sorumlu olmak üzere önödeme önerisinde bulunulup sonucuna göre hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, soruşturma aşamasında, gümrük idaresinin belirlediği gümrüklenmiş değer esas alınarak ve müteselsil sorumlu oldukları ihtar edilmeksizin, kovuşturma aşamasında ise 3 katı üzerinden ön ödeme teklifi yapılarak ödenmediğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda atılı eylemin müeyyidesi adli para cezasını, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda ise hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK’nun 50. maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5607 sayılı yasanın sanıklar lehine olabileceği gözetilerek;
Olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile suç tarihinden sonra 31/03/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, denetime olanak verecek şekilde bu husus tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca sanıkların cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 23.01.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.