YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/17202
KARAR NO : 2019/32072
KARAR TARİHİ : 28.05.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizce kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
1. İncelemeye konu birleşen dosya olan Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/327 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 26.10.2009, iddianame düzenlenme tarihinin 09.03.2010 olduğu,
Sanığın Dairemizde 24.11.2014 tarihinde 2013/22552 Esas-2014/19614 Karar sayısında incelenerek düzeltilerek onanmak sureti ile kesinleşen Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/1129 Esas, 2011/302 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 20.10.2009, iddianame düzenlenme tarihinin 18.11.2009 olduğu ,
2. Ana dosya olan Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/304 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 04.12.2009, iddianame düzenleme tarihinin 11.03.2010 olduğu,
Birleşen dosya olan Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/333 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 05.02.2010, iddianame düzenlenme tarihinin 09.03.2011 olduğu,
Suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre 26.10.2009-20.10.2009 tarihli eylemlerinin birlikte, 04.12.2009-05.02.2010 tarihli eylemlerinin birlikte ayrı ayrı TCK’nun 43.maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, kesinleşen dosyanın (Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/1129 Esas, 2011/302 Karar) aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınarak, sanığın bu eylemleri bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu tartışıldıktan sonra eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın mahsubuna karar verilmesinin düşünülmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği halde,sanık hakkında 26.10.2009 – 04.12.2009- 05.02.2010 tarihli eylemleri hakkında ayrı ayrı 4733 sayılı Kanun uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
1. TCK’nun 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ile failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurları dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, uygulama yeri bulunmayan sanığın sosyal ve ekonomik durumu gerekçe gösterilerek gün adli para cezasının tayininde alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden hüküm kurulması,
2. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Dava konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanunun 13/1. maddesi yollamasıyla TCK’nun 54/4.maddesi uyarınca müsaderesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
4. Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi’nin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 28.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.