Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2015/28436 E. 2019/32670 K. 13.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/28436
KARAR NO : 2019/32670
KARAR TARİHİ : 13.06.2019

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5411 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Sanık … hakkında hükümlülük, diğer sanıklar hakkında beraat

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Katılanlar …, vekili ile katılanlar … ve … vekilinin temyiz talepleri üzerine yapılan incelemede;
Davanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen banka müşterilerinin davaya katılmalarına karar verilmesi hukuken geçersiz olup, hükmü temyize hak vermeyeceğinden, müşteki vekillerinin temyiz inceleme isteklerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) Katılan banka vekilinin sanıklar …, ve … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz talebi üzerine yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan banka vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
III) Katılan banka vekilinin sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz talebi üzerine yapılan incelemede;
Sanık hakkında teftiş raporunda ve iddianamede diğer sanık … ile birlikte banka müşterileri olan …, …, Taşımacılık Şirketi ve Yılmaz İnşaat Şirketi’ne ait kredi hesapları ile sanığın tek başına … ve …’ın yetkilisi olduğu … Petrol Ürünleri Şirketi’ne ait kredi hesaplarından müşterilerin bilgisi dışında para çekildiğinin iddia edildiği,
Sanık …’un teftiş sırasında verdiği beyanlarında; kredi hesaplarından müşterilerin bilgisi dışında para çekilişi yaparak başka firmaların hesabına aktardığını kabul ettiği, mahkemedeki savunmasında ise sorumlu tutulduğu işlemlerden kaynaklanan parayı şahsı veya yakınları için kullanmadığını, paranın Örgüç Madencilik firmasına aktarıldığını, bu firmanın bazı şahıslar üzerinden bankadan para aldığını ifade ettiği,
Hesap sahiplerinin değişik aşamalardaki beyanlarında bahse konu kredilerin rızaları dışında çekildiğini ifade ettikleri,
Mahkemece hükme esas alınan 02.02.2011 tarihli bilirkişi raporunda sanık … tarafından kullanıldığı iddia olunan kredilerle ilgili ayrıntılı incelemeye yer verilmediği, mahkemenin gerekçesinde de sanığın diğer sanık … ile birlikte banka müşterileri olan …, …, Taşımacılık Şirketi ve Yılmaz İnşaat Şirketi’ne ait kredi hesapları ile tek başına … ve …’ın yetkilisi olduğu … Petrol Ürünleri Şirketi’ne ait kredi hesaplarından müşterilerin bilgisi dışında para çekme eylemlerinin değerlendirilmediği anlaşılmakla;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. ve 5271 sayılı Yasanın 34. ve 230. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Hükmün gerekçesinde ise 5271 sayılı Yasanın 230. maddesi uyarınca, eylemin gösterilmesi, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirlenmesi, ulaşılan kanaat ile mantıksal ve hukuksal bütünlük sağlanarak herkesi tatmin edecek ve anlaşılır kararın bu hali ile Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması gerektiği, somut olayda ise sanığın teftiş raporunda ve iddianamede belirtilen eylemleri değerlendirilmeden, sadece diğer sanığın eylemlerine iştirakinin bulunduğuna dair delil bulunmadığının belirtilmesi ile yetinilerek iddiaya konu kredili işlemleri ile ilgili olarak gerekçe oluşturulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, katılan banka vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
IV) Katılan banka vekilinin ve sanık … müdafiinin temyiz talepleri üzerine yapılan incelemede;
1. 5237 sayılı TCK’nun 61 ve 3/1. maddeleri uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kastı ve işlenen suçun ağırlığıyla orantılı ceza tayini gerekirken dosya kapsamına göre sanığın benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz eden fiili ile ceza arasındaki dengeyi bozacak şekilde teşdidi gerektirdiği halde alt sınırdan uzaklaşılarak temel ceza tayini ve işlem sayısının çokluğu göz önüne alınarak TCK’nun 43. maddesi uyarınca artırımında alt sınırdan ayrılmak suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, katılan banka vekilinin ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.