Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2016/10652 E. 2018/329 K. 09.01.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10652
KARAR NO : 2018/329
KARAR TARİHİ : 09.01.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4926 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Sanık …’in temyiz talebi üzerine yapılan incelemede;
Sanık …’in yokluğunda verilen hüküm 08.05.2014 tarihinde hükümlü bulunduğu cezaevinde tebliğ edilmiş olup, aynı hükmün ikinci kez 23.07.2014 tarihinde tebliği hukuki değerden yoksun olduğundan, yasal süresinden sonra 24.07.2014 tarihinde hükmü temyiz etmiş bulunan sanığın temyiz talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-Malen sorumlu vekilinin aracın müsaderesine yönelik temyizi üzerine yapılan incelemede;
Aracın ruhsat sahibi …’nın 14.06.2013 tarihli talimat mahkemesinde, aracı 6 yıl evvel amcasına haricen sattığını, sanıkları tanımadığını, Yargıtay bozma ilamında aleyhe hususları kabul etmediğini beyan ettiği, yargılama süresince bir hak iddiasında bulunulmadığı gözetilerek müdahil sıfatını almadığı ve bu nedenle kararı temyiz etme hakkı bulunmamakla, temyiz inceleme isteminin REDDİNE,
III-Sanıklar … ve …’in temyizi üzerine yapılan incelemede;
1-Sanıklara atılı bulunan toplu kaçakçılık suçu nedeniyle dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 4.5 katı üzerinden müteselsilen sorumlu olmak üzere ön ödeme önerisinde bulunulup sonucuna göre hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, gümrüklenmiş değerinin 3 katı üzerinden müteselsilen sorumlu olmak üzere ön ödeme ihtarında bulunularak hüküm tesisi,
2-4926 sayılı Kanunda atılı eylem müeyyidesi adli para cezasını, 5607 sayılı Kanunda ise hürriyeti bağlayıcı ceza yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK.nun 50. maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5607 sayılı Kanunun sanık lehine olabileceği gözetilerek;
Olaya suç tarihinde yürürlükte olan 4926 sayılı Kanunu ile suç tarihinden sonra 31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kanunun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, her ne kadar bu husus tartışılmış olsa da 5607 sayılı Kanunun da hapis cezası yer aldığından bahisle sanık hakkında 4926 sayılı Kanunun uygulanmasının lehe olduğu değerlendirilmesinde bulunularak yazılı şekilde hüküm tesisi,
3-4926 sayılı Kanun nedeniyle tayin edilen tazmini nitelikte adli para cezası uygulamasında, 5237 sayılı TCK.nun 52/4. maddesi uyarınca para cezasının taksitlendirilmesinin yapılamayacağının gözetilmemesi,
4-01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Yasanın 5. maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı TCK.nun 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 sayılı Yasanın 106. maddesinin 4. ve 9., yine 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasanın 81. maddesi ile 3. ve 8. fıkralarındaki değişiklikler ve 10. fıkrasının yürürlükten kaldırılmış olması göz önüne alındığında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda ve taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğinin belirtilmesi,
5-Sanıkların tazmini nitelikte adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği halde nisbi harca hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarlarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince BOZULMASINA, niteliğine göre bozmanın sanık …’e de sirayetine 09.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.