Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2016/16687 E. 2020/7412 K. 03.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/16687
KARAR NO : 2020/7412
KARAR TARİHİ : 03.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere, tasfiye

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1. Sanık …’ın temyiz talebinin yapılan incelemesinde;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasa’nın ilgili hükümleri (5607 sayılı Yasa’nın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2) somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2. … müdafiinin temyiz talebinin yapılan incelemesinde ise;
1. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
A.Temyiz incelenmesine konu sanığa ait ana dosya olan 2014-1177 Esas-2014-1865 karar sayılı dosyaya ilişkin eylemin suç tarihinin 27.07.2010 iddianame düzenleme tarihinin ise 21.03.2012 olduğu,
UYAP sisteminden yapılan incelemede,dairemizin 03/03/2014 tarih ve 2013/6178 esas, 2014/3337 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onama kararı ile kesinleşen İzmir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2010 tarih ve 2010/567 esas, 2010/1003 karar sayılı dosyasındaki sanığa ait eylemin suç tarihinin 08/06/2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 09/08/2010 olduğu;
b.Dairemizin 14/01/2014 tarih ve 2013/6109 esas, 2014/215 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onama kararıyla kesinleşen İzmir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 30/12/2010 tarih ve 2010/655 esas, 2010/1084 karar sayılı dosyasındaki sanığa ait eylemin suç tarihinin 25/07/2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 26/08/2010 olduğu,
c.Dairemizin 03/03/2014 tarih ve 2013/6332 esas, 2014/3335 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanarak kesinleşen İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2010 tarih ve 2010/544 esas, 2010/945 karar sayılı ilamına konu eylemin suç tarihinin 08/07/2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 03/08/2010 olduğu,
d. Dairemizin 03/03/2014 tarih ve 2013/6110 esas, 2014/3334 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşen İzmir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 29/12/2010 tarih ve 2010/608 esas, 2010/1045 karar sayılı ilamına konu eylemin suç tarihinin 04/07/2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 18/08/2010 olduğu;
B.Sanığın ana dosyaya birleşen aynı mahkemenin 2014-1191 Esas 2014-1068 karar sayılı dosyasındaki benzer eyleminin suç tarihinin; 23.09.2010 ve iddianame düzenlenme tarihinin ise 26.10.2010 olduğu;
Dairemizin 11/06/2013 tarih ve 2012/24014 esas, 2013/12811 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşen İzmir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 05/05/2011 tarih ve 2010/911 esas, 2011/356 karar sayılı ilamına konu eylemin suç tarihinin 17/10/2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 24/11/2010 olduğu;
b.Dairemizin 11/06/2013 tarih ve 2012/24012 esas, 2013/12806 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşen İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/05/2011 tarih ve 2010/912 esas, 2011/357 karar sayılı ilamına ilişkin eylemin, suç tarihinin 12/10/2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 05/11/2010 olduğu;
c.Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 20/03/2014 tarih ve 2013/12598 esas, 2014/4847 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanan İzmir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 04/04/2011 tarih ve 2010/884 esas, 2011/191 karar sayılı ilamının ise suç tarihinin 24/09/2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 25/10/2010 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, kesinleşen dosyalar yönünden mahsubun düşünülmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
2. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın birleşen her bir dosyadaki eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın ilgili hükümleri (5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2) somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.