Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2016/16866 E. 2020/7888 K. 03.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/16866
KARAR NO : 2020/7888
KARAR TARİHİ : 03.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın ilgili hükümlerinin (5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2) somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre ise;
Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 27.12.2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 21.02.2012 olduğu,
UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; Dairemizin 2017-2352 sırasında kayıtlı Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/202 E- 2013-479 K sayılı dosyasında suç tarihinin 19.10.2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 25.01.2012 olduğu,
Dairemizin 2017-4126 Esas sırasında kayıtlı olan Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012-1521 Esas, 2013/645 Karar sayılı dosyada suç tarihinin 19.11.2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 14.05.2012 olduğu,
Dairemizin 2017-8293 Esas sırasında kayıtlı olan Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012-1903 Esas, 2013-734 Karar sayılı dosyada suç tarihinin 19.02.2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 29.05.2012 olduğu,
Yine UYAP Sisteminden yapılan sorgulamada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019-46987 sırasında kayıtlı olan Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012-257 Esas-2012-2401 karar sayılı dosyasının suç tarihinin 25.12.2011, iddianame düzenlenme tarihinin ise; 09.02.2012 olduğu;
Yine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019-47000 Esas sırasında kayıtlı Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012-327 Esas-2012-2556 Karar sayılı dosyasının suç tarihinin 26.12.2011, iddianame düzenlenme tarihinin ise; 21.02.2012 olduğu;
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.