Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2016/20507 E. 2020/16931 K. 18.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/20507
KARAR NO : 2020/16931
KARAR TARİHİ : 18.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5015 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM: Sanık … hakkında beraat, sanık … hakkında hükümlülük; müsadere, iade

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1. Müşteki Gümrük İdaresi vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi’nin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gibi katılmasına karar verilmesi de hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2. Katılan EPDK vekilinin sanık … hakkındaki beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Her ne kadar sanığın depo olarak kullandığı yerde yapılan aramada ele geçirilen 4266 litre akaryakıttan alınan numunenin Tübitak MAM incelemesi sonucunda düzenlenen rapora göre solvent özelliği gösterdiği, söz konusu motorin numunesinin teknik düzenlemelere aykırı olması nedeniyle atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu anlaşılmış ise de;
Cumhuriyet Savcısı tarafından verilmiş yazılı bir arama izni bulunmasına rağmen dosya içerisinde bulunan arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması gecikmesinde sakınca bulunma sebebinin belirtilmediği bu nedenle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği, bu itibarla yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, sanık aşamalardaki savunmalarında ticari amacının olmadığını beyan ettiği, hukuka aykırı
arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, Anayasa’nın 38/2., 5271 sayılı CMK’nun 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına göre, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı cihetle, sonucu itibarıyla doğru olan hükmün değişik gerekçeyle ONANMASINA,
3. Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 206/2-a, 271/2, 230/1. maddeleri fıkraları da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, yani kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri içermektedir.
Adli aramaların nasıl yapılacağını düzenleyen 5271 sayılı CMK’nun 116. maddesi arama kararı verebilmesi için makul şüphenin bulunması ve aynı Yasanın 119. maddesi aramanın, hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının, Cumhuriyet Savcısına ulaşılamadığı takdirde, kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerince yapılabileceği biçimindedir. Bu koşullara uyulmadan yapılan arama kanuna aykırıdır.
Dosya kapsamına göre; Cumhuriyet Savcısı tarafından verilmiş yazılı bir arama izni bulunmasına rağmen dosya içerisinde bulunan arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması nedeniyle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, sanık aşamalardaki savunmalarında ticari amacının olmadığını beyan ettiği, usulsüz arama sonucu kanuna aykırı olarak elde edilen delil (eşya) dışında sanığın mahkumiyetini gerektirecek başka bir delil de elde edilemediği gözetildiğinde, beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.