YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6723
KARAR NO : 2020/9648
KARAR TARİHİ : 18.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1. Tüm dosya kapsamının incelenmesinde sanığın ikametinde 26.01.2013 tarihinde yapılan aramada 280 litre kaçak akaryakıt ele geçirildiği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 17.09.2013 tarihinde sanığın zararı ödemesi koşuluyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın sanık ile EPDK’ya tebliğ edildiği, kararın 22.10.2013 tarihinde kesinleştirilmesi sonucunda mahkemece ilgili ilamın infazı için Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği ve sanığın ödeme şartını yerine getirmediğinden bahisle duruşma açılarak temyize konu 29.05.2014 tarihli kararın verildiği anlaşılmakla,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasanın 5. ve Ceza ve İnfaz Kurulularının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 51/2, maddesi uyarınca zararın giderilmesi şartıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların Cumhuriyet Başsavcılığı’nca infaz edilmesi gerektiği ancak Savcılık tarafından sanığa zararı ne zaman ve nereye ödeyeceği hususunda herhangi bir ihtarat yapılmadığı gözetilmeden, infaz usulüne aykırı olarak mahkemece sanığa kamu zararını gidermediği gerekçesiyle yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesi,
Kabule göre ise;
2. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 5015 sayılı Yasanın Ek 5/1. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 5015 sayılı Yasanın Ek 5/1. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/11 ve 3/12. maddeleri kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/11 ve 3/12. maddeleri ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayıl Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 5015 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/11. maddesinin 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
3. Davaya katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi’nin katılan olarak kabulü hukuken geçersiz olup, lehine vekalet ücreti hükmedilemeycccğinin gözetilmemesi,
4. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu İtibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.