YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/105
KARAR NO : 2020/15054
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Olay tarihinde uygulama noktasında durmayarak kaçan ve sonrasında terkedilmiş vaziyette bulunan, çevreden yapılan araştırmayla sanığa ait olduğu tespit edilen araçta 1150 kg kaçak şekerin ele geçtiği olayda; sanığın aşamalardaki savunmasında, suç tarihi öncesinde Antalya’nın Serik ilçesine çalışmak için gittiğini, aracını babasına ait olan ikametin bahçesinde bıraktığını, suç tarihinde Antalya’da olduğunu ve aracı kendisinin kullanmadığını, Serik’de çalıştığı iş yerinin isminin “… Ticaret” olduğunu söylemesi karşısında; sanığın savunmasında belittiği şekilde suç tarihi ve öncesinde Antalya’da çalışıp çalışmadığı araştırılıp, gerekirse sanığın suç tarihinde kullandığı cep telefonu numarası tespit edilerek HTS kayıtları getirtilip incelendikten sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi;
Kabule göre ise;
1. Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işlenmesindeki özellikler, fiilerin işleniş yer ve zamanı, fiiler arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirip, sanığın eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve haklarında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmadığı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 16.08.2013 ve iddianame düzenlenme tarihinin 16.05.2014 olduğu, sanığın UYAP sisteminden yapılan incelemede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016-24797 sayılı sırasında kayıtlı olup, mahal mahkemesine gönderilen, Altınözü Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015-191 Karar sayılı dosyasının suç tarihinin 27.07.2013, iddianame düzenlenme tarihinin ise 30.05.2014 olduğu;
Bu dosyadaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanıkların eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakcılık suçunun oluşturup oluşturmadığı takdir ve değerlendirilmesi bakımından sanıklara ait dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 14.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.