Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2018/10550 E. 2020/18625 K. 15.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/10550
KARAR NO : 2020/18625
KARAR TARİHİ : 15.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141, 5271 sayılı CYY’nun 34. ve 230. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.
Hükmün gerekçesinde ise CYY’nun 230. maddesi uyarınca, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ve bunun nitelendirmesinin yapılması, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan veya reddedilen delillerin belirlenmesi ile mantıksal ve hukuksal bütünlük sağlanarak herkesi tatmin edecek ve anlaşılır kararın, bu hali ile Yargıtay denetimine olanacak verecek biçimde gerekçeli olması gerektiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.01.2011 gün ve 2010/7-192 E., 2011/1 K. sayılı kararında belirtilmiştir.
Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.
5271 sayılı CYY’nun 230. maddesinin 1/c bendine uygun şekilde ulaşılan kanaat ve sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiiline uygun delillerin nitelendirilmesi yapılarak, mahkumiyete götüren delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmalı, deliller ile varılan sonuç arasındaki dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurularak hüküm kurulması gerekirken denetime imkan vermeyecek şekilde yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
5271 sayılı CYY’nun 230. maddesinin 1/c bendine uygun şekilde ulaşılan kanaat ve sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiiline uygun delillerin nitelendirilmesi yapılarak, mahkumiyete götüren delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmalı, deliller ile varılan sonuç arasındaki dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurularak hüküm kurulması gerekirken dava konusu olayların tek tek irdelenmek sureti ile hangi olay nedeniyle sanıklar hakkında hangi hükmün kurulduğu açıklanmadan ve denetime imkan vermeyecek şekilde yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların kaçak içki ve sigaralara ilişkin eylemlerinin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2 maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
3. Sanık …’nin 03/03/2010 tarihli eyleminin suç tarihi itibariyle ele geçirilen sigaralar yönünden 4733 sayılı Yasanın 8/4, cinsel içerikli ürünler yönünden ise 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağı ve ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği ancak; 11.04.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasalar ile değişik 5607 sayılı Yasa hükümleri ile 5237 sayılı TCK’nun 44. maddesinde düzenlenen “fikri içtima” hükümleri gereğince her iki eylemin tek suç kapsamında olacağı, buna göre eylemin kül halinde suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında olduğu ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi ve 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesi ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2 maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre;
1. Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kaçak sigara ve içkiler nedeniyle dava açılmış olup, sanıkların eylemlerinin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçunu oluşturduğu ve anılan Yasanın 8/4. maddesi gereğince cezalandırılmaları gerektiği halde yazılı şekilde 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesine aykırılıktan hüküm kurulması,
2. Sanık … hakkında 03/03/2010 günü iş yerinde yapılan aramada ele geçen kaçak cinsel ürünler ve sigaralar ile birlikte ayrıca TCK’nun 220/5. maddesi uyarınca diğer sanıkların örgüt kapsamında işlendiği iddia olunan eylemleri nedeniyle kamu davası açıldığı, 03/03/2010 günü iş yerinde yapılan aramada ele geçen kaçak cinsel içerikli ürünler ile 2256 paket kaçak sigara nedeniyle açılan davada sigaralar yönünden 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi, cinsel içerikli ürünler yönünden de 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesi uyarınca ayrı ayrı ceza tayini gerektiği halde, hangi eylemden dolayı kurulduğu belli olmayacak şekilde tek bir eylemden 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan mahkumiyet hükmü tesisi ve bu suretle bir kısım eylemler hakkında karar verilmemesi,
3. Sanık … hakkında iddianamede belirtilen 5, 8, 17 ve 19. olay nedeniyle, … hakkında 8, 13, 14, 17, 19, ve 20 . olay nedeniyle, … hakkında 1, 2, ve 3. olay nedeniyle, … hakkında 1, 7 ve 16. olay nedeniyle dava açıldığı halde, sanık … ve … hakkında 3 ayrı eylem, … ve … hakkında 1 eylemden hüküm tesisi ve aynı iddianame ile kamu davasına konu edilen, aralarında hukuki kesinti bulunmayan eylemler yönüyle TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
4. Dava konusu olaylara ilişkin olay-yakalama ve diğer kolluk tutanaklarının dosya arasında yer almadığı, polis fezlekesindeki anlatıma dayanarak dava açıldığı cihetle, 23/12/2009, 01/01/2010, 15/01/2010, 20/01/2010, 21/01/2010, 25/01/2010, 15/02/2010, 19/02/2010, 25/01/2010, 05/02/2010 ve 24/02/2010-25/02/2010 tarihli olaylara ilişkin olarak fiilen suç eşyası ile yakalanan şahıslar hakkındaki ayrı yürütülen Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/9 , 2010/60, 2010/164, 2010/63, 2010/162, 2010/183, 2010/256 esas sayılı dava dosyaları ile Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/2138 , İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/1031, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/7886 ve Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/24993 ve 2010/24995 sayılı soruşturma dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belge örneklerinin dosya arasına alınması gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi,
5. Sanıklar hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak TCK’nun 62/1. madde ve fıkrası yerine TCK’nun 62. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMUK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
6. Dava konusu eşyaların müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan TCK’nun 54/4. madde ve fıkrası yerine TCK’nun 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMUK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
7. Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin eksik yazılması,
Yasaya aykırı, sanık … müdafii ile sanıklar …, …, …, … ve …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’nun 226/son maddesi uyarınca sanıkların cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 15/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.