Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2018/10761 E. 2020/16146 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/10761
KARAR NO : 2020/16146
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
27/11/2013 tarihli bozma ilamı ile 18/09/2008 tarihli mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilen sanık … hakkında açılan kamu davası ile ilgili bir hüküm kurulmamış sanık … ile o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından bu konu temyiz edilmiş ise de, sözü edilen dava ile ilgili mahallinde bir karar verilmesi mümkün görülerek yapılan incelemede;
I) Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;
Duruşmadan haberdar olduğu halde, usulüne uygun olarak düzenlenmiş dilekçe ile veya duruşmada sözlü beyanda bulunarak 5271 sayılı CMK’nun 237. ve 238. maddelerine göre katılan sıfatını almayan Gümrük İdaresi’nin temyize hakkı bulunmadığından Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin vaki temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) Sanık …’nın temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31.10.2012 tarih, 2011/777 esas ve 2012/1819 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bozmanın sirayetinin, hükmü temyiz etmeyenlerin veya temyiz isteği reddedilenlerin, temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini gidermek amacıyla 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325 ve 5271 sayılı CMK’nun 306. maddelerinde düzenlendiği, bu suretle hükmü temyiz edenler lehine oluşacak durumdan temyiz etmeyenlerin de yararlandırıldığı, ancak bozmanın sirayetinde yerel mahkeme hükmünün, temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmadığı, anılan maddeler uyarınca sanığın bozma kararının sonucundan yararlandırıldığı ve lehe bozmadan yararlanan sanığın, bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gözetilerek; Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/66 esas ve 2008/478 karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükmünü temyiz etmeyen ancak Dairemizin 27/11/2013 tarihli, 2013/16654 esas ve 2013/22835 karar sayılı ilamı ile diğer sanıklar … ve … hakkındaki bozmadan CMUK’nun 325. maddesi uyarınca yararlandırılan sanık … hakkında, Mahkemenin Dairemizin bozma kararına uyarak verdiği 14/06/2016 tarihli hükmü sanık …’nın temyiz yetkisi bulunmadığından, CMUK.nun 317. maddesi gereğince temyiz isteğinin REDDİNE,
III) O yer Cumhuriyet Savcısının sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
1. Dairemiz bozma ilamına konu mahkemenin 2008/66 Esas- 2008/478 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyiz edildiği ve daha önceki hükümde verilen 2 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası yönüyle sanığın CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkı olduğu gözetilmeden adli para cezası yönünden sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması,
2. Olay günü İran sınırından yasal olmayan yollardan yurda giriş yapmaya çalışan bir grup atlının görüldüğü, şahısların dur ihtarına uymayarak kaçtıkları, takip sonucu sanıklar ve yanlarında yedi adet ata yüklenmiş 840 litre akaryakıt ele geçirildiği, sanıkların aşamalarda bireysel amaçlarla hareket ettiklerini belirttikleri olayda;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Yasanın 4/2. maddesi “Bu kanunda tanımlanan suçların ve kabahatlerin, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında arttırılır” hükmünü içermektedir. Madde metninde yer alan “birlikte” ibaresinden müşterek failliğin anlaşılması gerektiği, suçun birden fazla kişinin birlikte suç işleme iradesi ile işlenmesi halinde müşterek failliğin varlığından bahsedilebileceği,
Bu açıklamalar karşısında somut olaya baktığımızda sanıkların yurtdışına beraber çıkarak, kaçak mazot ile döndükleri ancak kendi nam ve hesaplarına hareket ettikleri, birlikte suç işleme iradelerinin olmadığı, eylemin münferit kaçakçılık suçu kapsamında kaldığı halde toplu kaçakçılık suçundan hüküm kurulması,
3. Davaya konu kaçak akaryakıt hakkında 02/10/2007 günü tasfiye kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, eşya tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin hazine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5237 sayılı TCK’nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,
4. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle bir karar verilmesinin gerekmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.