YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/17205
KARAR NO : 2019/31183
KARAR TARİHİ : 08.05.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Anayasa’nın 141. maddesinde ve 5271 sayılı CMK’nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hükme bağlanmıştır.
5271 sayılı CMK’nun 34. maddesinde “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur” denilmiştir. Aynı Yasanın 289/1-g maddesinde; temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa dahi hükmü 230. maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi durumu kesin hukuka aykırılık hali olarak kabul edilmiştir.
CMK’nun 230. maddesi uyarınca, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiileri ve bunun nitelendirilmesinin yapılması, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan veya reddedilen delillerin belirlenmesi ile mantıksal ve hukuksal bütünlük sağlanarak herkesi tatmin edecek ve anlaşılır kararın, bu hali ile Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması gerektiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.01.2011 tarih ve 2010/7-192, -2011/1 sayılı kararında da belirtilmiştir.
Yasal, yeterli ve gerekçeli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Yukarıda anılan hükümlerin amir hüküm olduğu dikkate alınmadan, iddia, savunma, sanığın leh ve aleyhindeki kanıtların tartışılması, sanığın hukuki durumunun birleşen her iki dosya için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken yalnızca bozma öncesi hükümlere atıfta bulunularak, genel ifadelerle ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre ise;
1. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçunu oluşturduğu ve anılan Yasanın 8/4. madde ve fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Dava konusu ele geçirilen sigaralar hakkında 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollamasıyla TCK’nun 54/4. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/l. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.