YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/7456
KARAR NO : 2019/8042
KARAR TARİHİ : 12.02.2019
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01/06/2016 tarihli ve 2015/31283 soruşturma, 2016/21876 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Antalya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08/09/2016 tarihli ve 2016/2150 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı’ndan verilen 14/02/2017 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/02/2017 gün ve KYB. 2017/11004 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda müştekinin şüphelinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na muhalefet ve resmi belgede sahtecilik yaptığı iddiası üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeterli delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, şüpheli Hatice İnci’nin 06/08/2015 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde, müştekiye ait imzayı kendisinin attığına dair suçlamayı kabul etmediğini belirttiği, bu haliyle sahte olduğu iddia olunan havale talimatının getirtilerek şüpheliden imza ve yazı örnekleri alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılması, şikayet dilekçesinde şüpheli tarafından aynı yöntemle dolandırılan başka şahıslarında olduğunun belirtilmesi karşısında diğer olayların tespiti amacıyla herhangi bir araştırma yapılmadığı, şüpheli hakkındaki diğer dosyalarında getirtilerek sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarname içeriği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 162. maddesindeki düzenlemeye göre bu kanunda belirtilen suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılması, kurum veya fon tarafından Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı başvuruda bulunulmasına bağlı olup, bu başvuru muhakeme şartı niteliğinde olduğundan ve kanun yararına bozma talebine konu Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2016/2150 nolu değişik iş kararı ile kesinleşen Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/21876 nolu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına konu 2015/31283 nolu soruşturma dosyasında ilgili bankanın ihbardan haberi olmasına rağmen başvuru da bulunmadığından bu yöndende neticesi itibarıyla doğru olduğundan yerinde görülmediğinden talebin REDDİNE, 12/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.