YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/8736
KARAR NO : 2019/6847
KARAR TARİHİ : 13.02.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizin 2014/34986 Esas – 2017/4212 Karar sayılı 25.05.2017 tarihli bozma ilamı ile incelemeye konu Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/05/2013 tarihli mahkumiyet hükmüne ilişkin suç tarihinin 29.01.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 28.02.2013 olduğu,
Dairemizin 2015/318 esası ile 25.05.2017 tarihinde bozulmasına karar verilen Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/147 Esas ve 2013/289 Karar sayılı dosyasına ilişkin suç tarihinin 30.01.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 28.02.2013 olduğu,
Anılan dosyada sanığın eyleminin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, dosyanın incelenip, gerektiğinde birleştirilerek sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi nedeniyle bozulduğu, mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada Dairemizin 2015/318 Esası ile bozulan Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/533 Esas ve 598 Karar sayılı birleştirme kararı ile dosya arasına alındığı ve anılan dosyalarda zincirleme suç hükümlerinin bulunmadığı iddiasıyla karar verildiği ancak; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiilllerin işleniş yer ve zamanı , fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği , olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip sanığın eyleminin bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştiği ve TCK’nun 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre;
1- Dava konusu edilen ve ele geçirilen kaçak eşyanın miktarı nazara alındığında, cezaların şahsiliği ve uygulama birliğinin sağlanması bakımından daha çok miktarda kaçak eşya yakalananlar ile suça konu miktardaki kaçak eşya yakalananlar arasında asgari ve azami had aralığında hakça oranda bir temel ceza belirlenmesi gerekirken yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
2- Sanık hakkında doğrudan verilen adli para cezasının günlüğü 20,00 TL den paraya çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olan TCK’nun 52/2 ile birlikte TCK’nun 52/1. maddesinin de yazılması suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
3- 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4- Sanık hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezası için TCK’nun 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapılmaksızın sanık hakkında TCK’nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
5- Dava konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi atfı yapılmadan ve TCK’nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesi yerine TCK’nun 54. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 13.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.