Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2019/10511 E. 2020/9369 K. 16.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10511
KARAR NO : 2020/9369
KARAR TARİHİ : 16.06.2020

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun esastan reddi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan … İdaresi vekilinin temyizinin nakil aracı tasfiye bedelinin müsaderesi gerektiği ile sınırlı olduğu gözetilerek sanıklar …, …, katılan malen sorumlu vekili ve katılan … İdaresi vekilinin temyiz istemlerine göre;
5271 sayılı CMK’nun 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp aynı Kanunun 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ile sanıklar …, …, katılan … İdaresi vekili ve katılan malen sorumlu vekilinin temyiz dilekçesinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanıklar hakkında kaçakçılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin yapılan istinaf istemi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından verilen 24/01/2019 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükmün sanıklar …, …, katılan … İdaresi vekili ve katılan malen sorumlu vekili tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
1- Sanıklardan ele geçen kaçak sigara miktarı 32.000 paket olmasına karşın iddianamenin 20.500 paket kaçak sigaraya ilişkin düzenlenmiş olması karşısında iddianame tavzih ettirilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması,
2- 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesinin aynı Yasanın 4/2. maddesinden sonra uygulanması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
3- Sanıklar hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak TCK’nun 62/1. maddesi yerine 62/2. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
4- Dava konusu kaçak eşyanın miktarı itibarıyla nakil aracı ile taşınmasının zorunlu olduğu, yine araç ve eşyanın değeri itibarıyla aracın müsaderesinin 5237 sayılı TCK’nun 54/3. maddesi gereğince işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmayacağı gibi hakkaniyete de aykırılık oluşturmayacağı, aracın üzerinde suç tarihinden önceki başka bir kaçakçılık eylemi nedeniyle konulan şerh bulunduğu, suça konu sigaraların taşındığı …. plakalı nakil aracının ruhsat sahibi olan katılan malen sorumlunun beyanlarında; satışı konusunda anlaşmaları üzerine aracı sanayiye götürüp gösterdikten sonra alacağından bahisle sanık …’e 1.000,00 TL kapora alarak teslim ettiğini ancak sanığın aracı bu konuda söz verdiği süre içerisinde getirmeyerek kaçakçılıkta kullanmış olduğunu, aracın süresinde geri getirilmemesi nedeniyle herhangi bir müracaatta bulunmadığını, daha evvel de aracı … adlı bir şahsa sattığını, adı geçenin de kendisinden habersiz olarak aracı kaçak sigara naklinde kullandığını, bu olay sonrası satış işlemini iptal edip aracı geri aldığını belirttiği, 16/02/2016 tarihli beyanında temyiz dışı sanıklardan …’nin telefon numarasını da sanık …’e tanıdığı şoför olup olmadığını sorması üzerine kendisinin verdiğini, aracında sigara yakalandığını da kendisine telefonla sanık …’in bildirdiğini beyan etmesine karşın 24/11/2017 tarihli beyanında ise sanık …’in arabayı almak için yanına …. ile birlikte geldiğini belirttiği, malen sorumlu vekilinin 16/02/2016 tarihli celsedeki beyanında; olayla ilgili ayrıntılı bilgiye sahip olmamakla birlikte müvekkilinin kendisine aktardığı bilgiye göre aracı hastası olan bir şahsa kullanması için verdiğini belirttiği, sanık …’in aşamalardaki savunmalarında; aracı malen sorumludan devrini sonra üzerine almak üzere kaporasını ödeyip satın aldığını, aracın şoförlüğünü ise sanık …’e yaptırdığını belirttiği, sanık …’nin aşamalardaki savunmalarında; aracın …. adlı şahıs tarafından birine kiralanmış olduğunu, kiralanan şahsın kendisini arayarak kaçak sigaraları para karşılığı taşımayı kendisine teklif ettiğini belirttiği olayda; adı geçenlerin aracın müsaderesine engel olmak amacıyla çelişkili beyanlarda bulundukları, dosya kapsamına göre kaçak eşya naklinin ruhsat sahibinin bilgisi dahilinde yapıldığı gözetilerek …. plakalı aracın 5607 sayılı Yasanın 13 ve TCK’nun 54/1. maddesi uyarınca müsaderesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, katılan … İdaresi vekili ve katılan malen sorumlu vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı CMK’nun 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 304. maddesi uyarınca dosyanın Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.