Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2019/2624 E. 2019/32478 K. 10.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2624
KARAR NO : 2019/32478
KARAR TARİHİ : 10.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Sanık … ve Katılan … İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz talebine göre, katılan … İdaresi adına Hazine vekilinin hükmü araç müsaderesine hasren temyiz ettiği gözetilerek yapılan incelemede;
Suçtan zarar görmeyen ve davaya katılma hakkı olmayan TAPDK lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, sanık … ve Katılan … İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden ve bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi uyarınca, hükümden vekalet ücretine ilişkin fıkranın çıkartılıp yerine “Katılan … İdaresi kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin sanıklardan eşit şekilde alınarak katılan … İdaresi verilmesine” ibaresinin eklenmesi ve diğer kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II) Sanıklar , …’ın temyiz talebine göre yapılan incelemede;
09/10/2011 tarihinde saat 03:00 sıralarında Diyarbakır 4. Sulh Ceza Mahkemesinden alınan önleme araması kararına istinaden sürücülüğünü sanık …’ın yaptığı, Bucak Lojistik şirketine ait… plaka sayılı Ford Cargo marka kamyonun durumundan şüphelenilerek durdurulması üzerine yapılan aramada 7.920 kg dökme siyah çayın ele geçirildiği;
Olaydan iki gün önce 07/10/2011 tarihinde saat 22.00 sıralarında malen sorumlu şirketin sahibi Mehmet Bucak’ın Şanlıurfa KOM şube müdürlüğüne müracaatta bulunarak, şirketine ait… plaka sayılı aracın şoförü olan …’ın kendisini telefonla arayarak İran plakalı bir araç ile … plaka sayılı Ford minübüsün kamyonunu takip ettiğini, yol üzerindeki jandarma ekiplerinin uygulama noktalarına
girmesini engellemek amacıyla dinlenme tesislerinden çıkmasına izin vermediklerini bildirdiğini beyan ettiği;
Malen sorumlunun başvurusu üzerine başlatılan soruşturmada, Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/10/2011 tarihli ve 2011/1555 D.iş sayılı iletişimin tespiti kararı ile Sanık …’ın kullanmakta olduğu telefonun dinlenilmeye başlandığı, bu kapsamda sanıklar … ile … ve … arasında ele geçirilen çayın nakledilmesi, yol üzerinde bulunan arama noktalarının haber verilmesi, yol güzergahının neresi olacağı, şöföre mazot parası verilip verilmeyeceğine ilişkin konuşmalar yapıldığı, sanık …’ın diğer sanıklarla her hangi bir telefon konuşması gerçekleştirmediği dosya kapsamından anlaşılmakla, şoför olan sanık …’ın çayın sahibi olan sanık … tarafından kaçak çaya ilişkin olarak kendisine verilen fatura ve belge fotokopilerini görevlilere ibraz ettiği, aşamalarda alınan savunmasında da bu fatura ve belgeler nedeniyle taşıdığı çayın kaçak olduğunu bilmediğini ifade etmesi, sanık …’ın Van ili Nakliyeciler sitesinde yazıhanesinin bulunduğunu, mal sahibi …’ın faturalı olan çayını taşıtmak üzere yazıhanesine gelmesi üzerine şoför … ile mal sahibi …’ı bir araya getirmekten ibaret olan eylemi ile diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiklerine dava konusu eşyayı bilerek taşıdığına, kaçak olduğunu bilerek taşınmasına aracılık ettiğine ilişkin savunmalarının aksine mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı halde beraatleri yerine, yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
III) Sanık …’ın temyiz talebine göre yapılan incelemede;
Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 09.10.2011, İddianame düzenleme tarihinin 22.03.2012 olduğu,
Dairemizin 2015/6243 Esas numarasında kayıtlı Erciş 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/133 E. – 2013/824 K. sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin suç tarihinin 14/07/2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 07/01/2013 olduğu,
Dairemizin 2015/19761 Esas numarasında kayıtlı Van 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/236 E. – 2013/1030 K. sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 08/06/2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 22/03/2013 olduğu,
Dairemizin 2017/15107 Esas numarasında kayıtlı Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/30 E. – 2015/228 K. sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 18/06/2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 10.11.2011 olduğu,
Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/296 esas sırasında kayıtlı derdest dosyasında sanığa atılı suç tarihinin 05.07.2011 iddianame düzenleme tarihinin 22.02.2012 olduğu,
Aynı gün incelemesi yapılan Dairemizin 2019/2420 Esas numarasında kayıtlı Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/70 esas, 2015/226 K. Sayılı dosyasında sanığa atılı suç tarihinin 22.07.2011, iddianame düzenleme tarihinin 15.02.2014 olduğu,
Dairemizin 2016/17382 Esas numarasında kayıtlı Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/1051 E. – 2013/554 K. sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 29/07/2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 15.05.2012 olduğu,
Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/296 esas sırasında kayıtlı derdest dosyasında sanığa atılı 10.10.2011 suç tarihili eyleminin, iddianame düzenleme tarihinin 27.04.2012 olduğu,
Dairemizin 2016/9499 Esas numarasında kayıtlı Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/161 E. – 2013/1060 K. sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 26/10/2011 iddianame düzenleme tarihinin ise 11.02.2013 olduğu,
Sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, anılan dosyanın incelenip, gerektiğinde birleştirilerek sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve haklarında TCK’nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Yasaya aykırı, sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
IV) Sanık …’ın temyiz talebine göre yapılan incelemede;
Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 09.10.2011, iddianame düzenleme tarihinin 22.03.2012 olduğu,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/296264 numarasında kayıtlı Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/64 E. – 2015/141 K. sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin suç tarihinin 22/11/2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 04/12/2012 olduğu,
Sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, anılan dosyanın incelenip, gerektiğinde birleştirilerek sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve haklarında TCK’nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Yasaya aykırı, sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 10.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.