Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2019/2795 E. 2019/36081 K. 21.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2795
KARAR NO : 2019/36081
KARAR TARİHİ : 21.10.2019

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5411 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Tediye fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından;
Tediye fişleri bulunamamış ya da bulunan tediye fişlerinde mudi imzası yok ise eylem basit zimmet;
Mudinin yanıltılarak veya kandırılarak imzalatılan boş bir tediye fişini kullanıp, mudinin bilgi ve talimatı olmaksızın hesabından para çekerek mal edinilmiş ise eylem nitelikli zimmet;
Tediye fişine mudi yerine sahte imzalar atmak suretiyle gerçekleştirilen işlemler ile ilgili olarak, fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması halinde eylem basit zimmet, sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin bulunması halinde ise eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacaktır.
Mudi ya da mudilerin güvene dayalı olarak boş tediye fişlerini önceden kullanılmak üzere banka görevlisine vermesi halinde güveni kötüye kullanma suçunun, sanığın mudi ya da mudileri kandırarak önceden alınmış boş dekontları daha sonra kullanmasının ise nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı göz önüne alındığında,
Somut olayda;
İlgili bankada şef olarak görev yapan sanığın 16.01.1997- 03.09.1999 tarihleri arasında menkul değerler müşterisi olan 7 mudinin hesabından, mudilere ait virman talimatı olmadan mudi hesaplarındaki hisse senetlerini bozdurarak 3. kişi hesaplarına, ya da kendi hesabına havale yapmak suretiyle 12.893.504.062 TL’yi zimmetine geçirdiği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın subut bulan eyleminin nitelikli ya da basit zimmet kapsamında kalıp kalmadığının denetime olanak verecek şekilde tespiti bakımından mudi …’nın hesabından 30.06. 1999- 03.09.1999 tarihleri arasında sanığın rumuzu ile yapılan 7 ayrı işleme ilişkin tediye fişlerinin, virman talimatlarının, imza kartonetlerinin fiziki olarak dosyaya celp edildikten sonra, sanığın eyleminin gerçekleşen her bir işlem yönünden belirtilen kriterlere göre, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi, sahte imzalı tediye fişleri ile yapılan işlemler yönünden; mudilere ait hesap kartonetlerinde bulunan imzalarla sahte mudi imzası taşıyan fişlerdeki imzalar karşılaştırılıp aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının mahkemece saptanması, denetime imkan verecek şekilde tutanağa geçirilmesi, işlemlerin çokluğu ve duraksama halinde mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından bankacılık işlemleri konusunda uzman bir bilirkişinin görüşüne başvurulup her bir işlem bakımından duraksamaya yer bırakmayacak şekilde, eylemlerin ayrı ayrı basit ya da nitelikli zimmet olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, tüm işlemler nitelikli zimmet kabul edilmek suretiyle eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1. 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 160/2. maddesinde “20.000 güne kadar adli para cezası verilir. Ancak adli para cezasının miktarı zararın üç katından eksik olamaz.” hükmü düzenlenmiş olup, buna göre nitelikli zimmete konu olan ve ödenmeyen banka zararı üzerinden takdir edilecek gün para cezasının, artırım ve indirime tabi tutulup, 5237 sayılı TCK’nun 52. maddesindeki esaslara göre tayin edilecek sonuç adli para cezasının nitelikli zimmet yoluyla uğratılan ve ödenmeyen banka zararının üç katı olan miktara çıkartılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması,
2. CMK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezanın, 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi,
3. Banka zararına hükmedilmesi karşısında; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre nispi harca da hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi;
4. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.