YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3226
KARAR NO : 2020/16591
KARAR TARİHİ : 16.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Sanık … hakkında beraat, sanık … hakkında hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Katılan … İdaresi vekilinin sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz istemine ilişkin olarak yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan … İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II) Sanık …’un temyiz istemine ilişkin olarak yapılan incelemede;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
1. Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan yasanın 3/5. maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih, 2013/7-591 Esas ve 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 07/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 01/04/2015 olduğu
Bu dosya ile birleştirilmesine karar verilen aynı mahkemenin 2015/212 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 02/08/2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 20/04/2015 olduğu,
Aynı gün incelenen Dairemizin 2016/16818 Esas numarasında kayıtlı aynı mahkemenin 2014/510 Esas, 2014/532 Karar sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 21/07/2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 18/08/2014 olduğu,
Her ne kadar mahkemece sanığın 02/08/2014 ve 07/01/2014 tarihli eylemleri yönünden zincirleme suç hükümleri uygulanmış ise de; sanığın 02/08/2014 ve 21/07/2014 tarihli eylemlerinin TCK’nun 43.maddesi kapsamında zincirleme suçu oluşturduğu, gözetilerek aynı gün incelenen Dairemizin 2016/16818 esas sırasında kayıtlı aynı mahkemenin 2014/510-532 E-K sayılı dosyasının incelenmesi eyleminin TCK’nun 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde birleştirilmesi, birleştirilen 02.08.2014 tarihli eylem yönünden 18/08/20014 tarihli iddianame ile hukuki kesinti oluşması nedeniyle 07/01/2014 tarihli eyleminin müstakil suç oluşturduğu ve ayrıca ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün sair yönleri incelenmeksizin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.