YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6640
KARAR NO : 2020/13279
KARAR TARİHİ : 23.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık …’ın’nın soruşturma aşmasında ele geçen çaylarla ilgili olarak, düzenleyicisi … Ltd. Şti olan 16.10.2012 ve 19.10.2012 tarihli irsaliyeli faturalar ile düzenleyicisi …. Ltd. Şti olan 13.09.2012 tarihli irsaliyeli faturayı sunduğu gözetilerek; defter ve belgeler üzerinde inceleme yaptırılması suretiyle tür ve miktar itibarıyla faturaların dava konusu eşyayı temsil edip etmedikleri tespit edildikten sonra gerektiğinde faturalarla ilgili olarak ithale kadar inilmek suretiyle zincirleme menşe araştırmasının tamamlanması ve ilgili gümrük idarelerinden gümrük giriş beyannameleri tüm ekleriyle birlikte getirtilip, tüm belgeler konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek, ayniyet tespiti yaptırılması ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
1. Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen
süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 19.10.2012 iddianame düzenlenme tarihinin 06.12.2012 olduğu,
Dairemizin 2016/4667 Esas ve 2020/10430 karar sayılı Gaziantep 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin2013/5 Esas ve 2014/41 Karar sayılı dosyada suç tarihinin 07.08.2012, iddianame düzenlenme tarihinin 28.12.2012 olduğu,
Sanık …’nın bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı,sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.