YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7734
KARAR NO : 2020/9036
KARAR TARİHİ : 11.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, 5015 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM : Tüm sanıklar hakkında Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmaktan beraat, 5015 sayılı Yasaya aykırılıktan red.
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz talebinin 5015 sayılı muhalefet suçundan verilen davanın reddi kararlarıyla sınırlı olduğu görülerek yapılan incelemede;
Anayasa’nın 141. maddesinde ve 5271 sayılı CMK’nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hükme bağlanmıştır. 5271 sayılı CMK’nun 34. maddesinde “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur” denilmiştir. Aynı Yasanın 289/1-g maddesinde; temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa dahi hükmü 230. maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi durumu kesin hukuka aykırılık hali olarak kabul edilmiştir.
CMK’nun 230. maddesi uyarınca, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiilen ve bunun nitelendirilmesinin yapılması, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan veya reddedilen delillerin belirlenmesi ile mantıksal ve hukuksal bütünlük sağlanarak herkesi tatmin edecek ve anlaşılır kararın, bu hali ile Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması gerektiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.01.2011 tarih ve 2010/7-192, -2011/1 sayılı kararında da belirtilmiştir.
Yasal, yeterli ve gerekçeli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.
CMK’nun 170/4.madde ve fıkrasına göre, “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.” şeklindeki düzenlemeye rağmen Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.12.2012 tarih 2012/4371 sayılı iddianamesinde sanıklar hakkında suç olduğu kabul edilen eylemlerin neler olduğuna dair bir açıklamanın bulunmadığı, suç teşkil eden eylemlere dair delillere hiç bir ilişkilendirilmenin yapılmadığı, suç tarihi olarak 2011-2012 yılları seklinde uzun bir zaman aralığından bahsedildiği, bazı sanıklar hakkında iddianamenin 2. sayfasında yapılan eylemlere atıflarının da hangi tarihte ve hangi olaya ilişkin olduklarının belirtilmemesi nedeniyle iddianame konusu olaylarla aynı mı yoksa farklı olaylar mı olduğunun anlaşılamadığı, 02.04.2012 tarihli KOM fezlekesine göre sanıklar hakkında örgüt suçuyla bağlantılı iletişimin dinlenmesi tedbiri kapsamında yürütülen soruşturmalarda toplam 14 ara yakalama yapıldığı ve mahkemece bazı soruşturmalara dair iddianame ve karar örneklerinin dosya arasına alındığı anlaşılmış ise, dava konusu eylemlerin ara yakalama yapılan eylemler arasında olup olmadığı yönünden bu haliyle bir tespit yapılamayacağı anlaşılmakla,
CMK’nun 170/4. maddesine aykırı şekilde hangi sanığın belirtilen tarihlerdeki hangi olaylarla ilişkilendirildiğinin ve sanıkların hangi suçlardan dolayı haklarında kamu davasının açıldığının açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmediği, iddianamenin tavzih ettirilmediği cihetle, anılan hususların açıklattırılarak iddianamenin düzenlettirilmesi ve sanıklar hakkında mükerrir dava bulunup bulunmadığı veya TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususları araştırılıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, tüm sanıklar hakkında “gerek Gebze C.Başsavcılığınca mahkememize, gerekse diğer C.Başsavcılıklarınca ilgili mahkemelere açılmış, sonuçlanmış veya derdest kamu davalarının bulunduğu” şeklindeki genel ifadelerle, denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.