Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2020/1304 E. 2020/11398 K. 08.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1304
KARAR NO : 2020/11398
KARAR TARİHİ : 08.07.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5411 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük

Dairemizin 05.02.2020 tarihli ve 2016/17227 Esas – 2020/1910 Karar sayılı ilamıyla sanık … müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11/06/2020 tarihli ve 7-2014/333998 sayılı itiraz yazısı ile sanığın zimmet kastı ile hareket etmediği, adına işlem yaptığı kişilerin bilgisi ve iradesi dahilinde yaptığı işlemlerdeki usulsüzlüğün idari işlem kapsamında kaldığı, suç boyutuna ulaşmadığı belirtilmek suretiyle Dairemiz kararının kaldırılarak sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünden bozulması gerekçesiyle itirazda bulunulmuştur.
Yapılan yeniden inceleme sonunda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı yerinde görülmediğinden itirazın REDDİNE,
Dosyanın 05.07.2012 tarihinde ve 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nun 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkraları uyarınca itiraz incelemesinin yapılması için Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 08/07/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Bankacılık zimmeti suçundan sanık … hakkında kurulan mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık müdafiinin temyizi üzerine Dairemizin 05.02.2020 tarih ve 2020/1910 K sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/06/2020 tarihli itirazı üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine ilişkin sayın çoğunluğun kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Dosya kapsamına göre, sanık …’in katılan Türkiye Garanti Bankası Kasımpaşa Şubesinde KOBİ bankacılığı müşteri ilişkileri yöneticisi olarak çalıştığı, dosyamızda sanık olarak bulunmayan hakkında zimmet soruşturması yapılan satış temsilcisi …’nin yapmış olduğu işlemlerin kamera kayıtlarının incelenmesi sırasında, dosyamız sanığı …’in ATM den yaptığı işlemin şüpheli bulunması üzerine incelendiğinde dayısının oğlu İsmail Uzaldı adına ATM kartı ile para çekme işleminin tespiti sonucu dosya sanığı hakkında soruşturma başlatıldığı, sanığın annesi ve dayısının oğlu İsmail adına zimmete konu kredi çektiğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Sanık, Cumhuriyet Savcılığı ve Mahkemede usulüne uygun alınan savunmalarında özetle, aldıkları gayrimenkul için çektikleri kredinin yetersiz kalması nedeniyle annesi … ve dayısının oğlu İsmail Uzaldı adına bilgi, izin ve onayları üzerine belgeleri kendi imzalayarak suça konu kredileri çektiğini, Annesi ile İsmail’in şehir dışında bulunmaları nedeniyle bilgileri dahilinde imzalarını attığını, annesi adına çektiği krediyi soruşturmadan çok önce 29.04.2010 tarihinde ödeyerek kapattığını, … adına çektiği krediyi de 20.09.2011 tarihinde tamamını ödediğini, suç kastıyla hareket etmediğini söylemiştir.
Adına kredi çekilen sanığın annesi … ile dayısının oğlu … aşamalardaki değişmeyen ifadelerinde özetle, İstanbul dışında olmaları nedeniyle sanık …’ın bilgi, rıza ve izinleri dahilinde kendileri adına imza atarak suça konu kredileri çektiğini, sonrasında da ödemesini yaptığını, şikayetçi olmadıklarını söylemişlerdir.
Garanti Bankası Kasımpaşa Şubesi’nin 04.02.2013 tarihli yazısına göre, sanığın KOBİ bankacılığı müşteri ilişkileri yöneticisi olarak çalıştığı, suç konusu paraların görevi nedeniyle tevdi edilmediği, toplam 32.800,00 TL zararın 19.800,00 TL.lik kısmını 29.04.2011, kalan kısmın ise 20,09,2011 tarihinde iade edildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan 21.06.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda, banka müşterilerinin hesaplarından para çekme, para transferi yapma, döviz alım/satımı, kredi kullandırımı, krediyi hesaba geçirme, cep telefonu numarası değişikliği yapma, internet bankacılığı girişi yapma, işlemlere ekran onayı verme, sözleşme evrağı basma gibi yetkilerinin bulunmadığı, sanığı bu tür işlemleri yapma yetkisinin verildiğini gösterir herhangi bir belgenin mevcut olmadığı, zimmet suçunun oluşmadığı belirtilmiştir.
Bankacılık zimmeti suçu dosyamızda unsurları itibariyle oluşmamıştır. Sanık baştan itibaren bankanın parasını zimmetine geçirme kastıyla hareket etmemiştir. Dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere, annesi adına çektiği 19.800,00 TL krediye eylemi ortaya çıkmadan yaklaşık beş ay önce tamamen ödemiştir. İsmail adına çektiği kredinin taksitlerini zamanında öderken müfettiş gelmesi üzerine geri kalan tutarı da ödemek suretiyle borcu kapatmıştır. Sanığın çektiği kredileri zamanında ödemesi de göstermektedir ki bankanın zararına haksız menfaat elde etmek amacı bulunmamaktadır. Katılan bankanın malvarlığında bir azalmaya neden olunmadığı gibi kredi tahsis ücreti ve faiz geliri elde etmesi nedeniyle bankanın karı olmuştur. Ayrıca adlarına kredi çekilen … ve İsmail Uzaldı değişmeyen beyanlarında bilgi, rıza ve izinleri dahilinde kendileri adına imza atarak suça konu kredileri sanığın çektiğini, şikayetçi olmadıklarını söylemek suretiyle sanığın savunmasını doğrulayarak, sanığın adlarına kredi kullanmasına onay verdiklerini açıkça belirtmişlerdir. Garanti Bankası Kasımpaşa Şubesi’nin 04.02.2013 tarihli yazısına göre de, KOBİ bankacılığı müşteri ilişkileri yöneticisi olarak çalışan sanığa, suç konusu paraların görevi nedeniyle tevdi edilmediği yani paraya zilyed olmadığı anlaşılmaktadır. Sanık ile katılan banka arasında imzalanan sözleşmede ki görev tanımında da, sanığın bankanın para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer mallarını koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu durum dosyada bulunan 21.06.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda da açıkça belirtilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesinde düzenlenen bankacılık zimmeti suçunun oluşabilmesi için, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu “para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malların” kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamı, bu anlatılanlar ile adlarına kredi çekilen … ve …’nın bilgi, rıza ve izinleri dahilinde yerlerine imza atılarak kredinin kullanılmış olması, kredilerin zamanında ödenmesi nedeniyle sanığın bankanın parasını zimmetine geçirme kastıyla hareket etmemesi ve bankanın bir zararının bulunmaması, suça konu paraların görevi nedeniyle sanığa tevdi edilmediği gibi sanık ile katılan banka arasında imzalanan sözleşmede ki görev tanımında da, sanığın bankanın para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer mallarını koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmaması dikkate alındığında bankacılık zimmeti suçunun unsurları itibariyle oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edilerek bozulmasına karar verilmesi yerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 08.07.2020